İnce fikirlerin radikal uygulayıcısı

Girişimcilik çoğunlukla parlak ofislerde yapılan uzun toplantılar ve karmaşık tablolarla hayal edilir. Ancak karşımızda bu kalıpları yıkan, başarısını masa başında değil, sahada kazanan bir isim var. O, yazılım dünyasının dijital labirentlerinden gayrimenkulün yeni nesil organizasyon modellerine uzanan geniş bir yelpazede farklı sektörleri aynı disiplin ve vizyonla birleştiren bir girişimci.

‘İnce Fikirler’ ve ‘Tigon Yazılım’ ile teknoloji ve stratejiye yön veren, ‘NeoOne’ ile gayrimenkul dünyasına Almanya merkezli bir sistem disiplini getiren Mahir Palabıyık’la cesaretin sınırlarını, doğru ortaklıkların önemini ve neden ‘hata yapmamanın aslında en büyük hata olduğunu’ konuştuk. Sadece bir iş insanın değil, riski seven ve başarıyı rakamların ötesinde, yani sürdürülebilirlikte arayan bir vizyonerin kurallarını keşfetmeye hazır olun.

Mahir Palabıyık

GİRİŞİMCİLİK: CESARET+KARARLILIK

* Girişimcilik bugün çok konuşulan bir kavram. Sizin için girişimcilik ne anlama geliyor?

– Benim için girişimcilik en başta ‘cesaret’ demek. Herkesin düşündüğü ama çoğunun yapmaya cesaret edemediği noktada adım atabilmek. Cesaretin hemen ardından ‘kararlılık’ geliyor. Çünkü başlamak kolay, devam etmek zor. Planlamaya boğulmuş ama sahaya hiç çıkmamış fikirlerin benim gözümde bir karşılığı yok. Girişimcilik masa başında değil, sahada yapılır. Hızlı çıkmak, yol almak, hatayı yolda görmek gerekir.

HAREKET ETMEMEK EN BÜYÜK HATA

* Planlama mı, hız mı? Hangisi sizin için daha kritik?

– Yeteri kadar plan, mümkün olan en hızlı aksiyon. Aşırı planlama çoğu zaman eylemsizliğin kibar bir bahanesi oluyor. İnsanlar hata yapmamak için hareket etmiyor ama hareket etmemek en büyük hata. Gerçek veri sahadadır. Benim için plan hareketi mümkün kılan bir araçtır, amaç değildir.

MARKA, STRATEJİ, YAZILIM, GAYRİMENKUL

* Bugün itibariyle aktif olarak hangi alanlarda çalışıyorsunuz?

– Bugün net bir şekilde birkaç ana eksene odaklanmış durumdayım. Marka, strateji ve yazılım tarafında şirketlere sadece iletişim ya da tasarım değil, işin tamamını kapsayan bir bakış sunuyoruz. İş modeli, dijital altyapı ve marka dili birlikte ele alınıyor. Bu çalışmaları ‘İnce Fikirler’ ve ‘Tigon Yazılım’ markalarım üzerinden yürütüyorum. Gayrimenkul tarafında ise yeni nesil organizasyon modelleri üzerine çalışıyorum. Bu alandaki ana yapımız ‘NeoOne.’

DAĞILMA DEĞİL, KONTROLLÜ BÜYÜME

* Birden fazla alanda aktif olmanız bazen ‘dağılma’ olarak yorumlanabiliyor. Siz bu eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?

– Ben bunu dağılma olarak görmüyorum. Aynı bakış açısını farklı alanlara uyguluyorum. Sektör isimlerinden çok, kurulan yapının sağlamlığı ve sürdürülebilirliği benim için belirleyici. Aynı zihinsel modelle ilerlediğiniz sürece bu bir dağılma değil, kontrollü büyümedir.

RAYLARI BEN DÖŞESEM DE

* NeoOne özelinde Almanya merkezli ilerlemek bilinçli bir tercih mi?

– Evet, tamamen bilinçli bir tercih. Almanya; sistem kurma, disiplin ve ölçekleme konusunda güçlü bir kültüre sahip. NeoOne’ı da bu anlayışın üzerine inşa ettik.

Burada rol dağılımını net ifade etmek isterim. Yolu belirleyip rayları ben döşesem de trenin lokomotifi ortağım Mustafa Göğüş. NeoOne’da görev tanımlarını en baştan doğru kurguladık ve bu sayede uyumlu, tamamlayıcı ve verimli bir çalışma süreci içinde ilerliyoruz.

OFİS ZORUNLULUK DEĞİL, İHTİYAÇ

* NeoOne’ı klasik yapılardan ayıran temel fark nedir?

– NeoOne bir tabela sistemi değil. Şube sayısı artırmaya değil, merkezden yönetilen sade ve verimli bir organizasyon kurmaya odaklanıyoruz. Ofis bir zorunluluk değil, ihtiyaçtır. Amaç insanları masraflara mahkûm etmek değil, kendi işlerini gerçekten sahiplenebilecekleri bir yapı sunmak.

ZOR OLAN DOĞRU İNSANI BULMAK

* Bir girişimci ve kurucu olarak sizi en çok zorlayan şey nedir?

– Benim için en zor olan karar almak değil, karar almakta hiçbir zaman problem yaşamadım. Asıl zorlayan, doğru insanları ve ekipleri bulmak, doğru ortaklıkları kurabilmek. Geçmişte iyi niyetli ama iyi çalışmayan ortaklıklar ve uyum sağlayamayan ekip deneyimlerim oldu. Bugün bu konuda çok daha seçici davranıyorum.

BAŞARISIZLIK, BAŞARININ ANAHTARI

* Başarısızlıkla ilişkiniz nasıl?

– Ben başarısızlığı dramatize etmiyorum. Benim için başarısızlık, başarının merdivenidir. Sürecin doğal bir parçasıdır. Denemeden, yanılmadan ve hatalardan öğrenmeden ilerlemek mümkün değil. Önemli olan aynı hatayı tekrar etmemek ve yoluna devam edebilmek.

* Başarı tanımınız yıllar içinde değişti mi?

– Evet, değişti. Eskiden başarıyı daha çok rakamlarla ölçüyordum. Bugün sürdürülebilirlik benim için daha önemli. Büyüyen ama sahibini tüketen işler bana göre başarılı değildir.

AZ KONUŞ, RİSK AL, SAHADA OL

* Genç girişimcilere en net tavsiyeniz ne olur?

– Daha az konuşup daha çok sahaya çıkmaları. Birçok şey hareket ettikçe netleşiyor.

* Son olarak, sizi tek cümleyle nasıl tanımlarsınız?

– Risk almaktan çekinmeyen ve sahada olmayı seven bir girişimci.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir