Kaset zamanları çok ‘karışık’tı

Bugün müzik platformlarında milyonlarcasına kolayca ulaşılabilen, telefonlarımızda binlercesini saklayabildiğimiz ve istediğimiz anda dinleyebildiğimiz şarkılara ulaşmak bir zamanlar emek ve para istiyordu. Plakların sonunu getiren kasetler, kasetleri bitiren CD’ler, CD’leri tarihe gömen MP3 çalarlar ve onları da piyasadan silen dijital platformlar oldu. 20’nci Yüzyıl’da hâkim olan müzik mecralarını böyle özetleyebiliriz. Ancak, biraz daha ayrıntıya girmek gerekirse tam olarak şu aşamalara tanık olduk:

* Plak: Müziğin evlere girmesini sağladı.

* Kaset: Taşınabilirliği ve ‘karışık kaset’ kültürünü başlattı.

* CD (kompakt disk): Dijital çağa geçişin simgesi oldu, yüksek ses kalitesi ve rastgele çalma imkânı sundu.

* Dijital devrim (1990’ların sonu): MP3 formatı ile müzik fiziksel formdan kopup dijital dosyalara dönüştü. İnternet üzerinden paylaşım patlama yaptı.

* Platformlar (2010’lar-2026): Müzik arşivlerinin fiziksel veya dijital olarak cihazda tutulmadan, internet üzerinden bulut teknolojisiyle tüketilmesi (Spotify, YouTube, Apple Music vb.) günümüzün ana akımı haline geldi.

1970-80’LER ALTIN YILLARIYDI

Bizim bugün üzerinde duracağımız konu ise 1970’lerden 1990’ların sonuna kadar müziği depolayan o dikdörtgen plastik kutucuklar. Bu kutular kabaca, demir oksit gibi manyetik parçacıklarla kaplı ince bir plastik şeride ev sahipliği yapıyordu. Kasetçalardaki elektro mıknatıslı okuyucu başlık, bu şeridin üzerindeki manyetik alan değişimlerini elektrik sinyallerine çevirerek sesi yeniden oluşturuyor ve dışarı aktarıyordu.

1970’ler ve 1980’ler, kaset kültürünün altın yıllarıydı. Kasetler günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmişti. Taşınabilir kaset çalarların, özellikle de 1979’da Sony Walkman’in piyasaya sürülmesi, insanların müzik dinleme biçiminde devrim yarattı. İnsanlar artık en sevdikleri şarkıları istedikleri yerde dinleyebiliyor, her an yanlarında taşıyabiliyordu.

O yıllarda yeni çıkan şarkıları dinlemenin birkaç yolu vardı. Çok şanslıysanız radyo veya televizyonda denk gelirdiniz, şarkının bulunduğu kaseti satın alırdınız ya da mahalledeki kasetçiye karışık kaset sipariş ederdiniz. İstediğiniz şarkıların bir listesini yapıp kasetçiye verirdiniz. O da orijinal kasetlerdeki şarkıları 45-60 veya 90 dakikalık boş kasete kaydeder, sığmayan şarkıyı yarıda keser ya da kasette boş yer kalmışsa kendi zevkine göre şarkı eklerdi. Bu küçük sürprizler bazen çok güzel olabiliyordu.

KENDİ ALBÜMÜNÜ KENDİN YAP

Sevgililer, duygularını anlatan şarkılardan listeler yapıp birbirlerine hediye ederdi. Askerler memleketteki yavuklularına, yavuklular erlerine kaset yapıp gönderirdi. Kendi albümünü yapmak gibiydi bir anlamda. En baba rock şarkıyla başlayıp damardan arabeskle bitirebilirdiniz. Seçim paşa gönlünüzündü…

İstediğiniz şarkıyı dinleyebilmek için kaseti ileri ya da geri sarmak, dolanan bantları sabırla açmak ve kurşun kalem yardımıyla tekrar makaraya sarmak, kopanları bant ya da yapıştırıcıyla onarmak o zaman zor geliyordu belki, ama o emeğin karşılığında alınan keyif çok daha büyüktü.

ANILAR 9 FENOMENİ

1980’lerin sonunda bir anda hayatımıza girdi Anılar-9… Aslında bir ‘karışık kaset’ti. Ama listeyi kim yapmıştı, kim doldurmuştu, kim çoğaltıp piyasaya sürmüştü ve ilk 8’i neden tutmamıştı bilinmiyor. Ama işte Anılar-9 tutmuştu. Hem de fena tutmuştu. Kasette Beatles’tan Hey Jude, Michelle, Yesterday, Let İt Be, Girl ve And I Love Her, Styx’ten Boat on the River; Eagles’tan Hotel California; Simon&Garfunkel’dan The Sound of Silence ve El Condor Pasa; Demis Roussos’tan Forever and Ever ve Good By My Love Goodbay; Cat Stevens’ten My Lady D’arbanville; Jose Feliciano’dan Rain gibi slow şarkılar vardı. Birçoğumuz o şarkı ve şarkıcılarla ilk kez bu kaset sayesinde tanıştık. Kaset o kadar çok sattı ki (muhtemelen Türkiye’de en çok satılan kaseti oldu) onlarca korsanı ve türevi çıktı. İçindeki şarkılar değişse de kasetin adı hep ‘Anılar-9’ olarak kaldı. Bazı şarkıcılarımız da bu furyadan yararlanmak için şarkıları kendi yorumlarıyla seslendirerek kaset yaptı.

DJ PANORAMA SERİSİ

DJ Panorama, 1980’lerin ortalarında DJ/Radyocu Hakan Gündüz tarafından hazırlanan, dönemin popüler yabancı şarkılarının kesintisiz ve tempolu mikslerinden oluşan efsanevi bir kaset serisiydi. ‘Diceeeey penoramaaa’ anonslarıyla hafızalara kazınan bu seri, Türkiye’de pop müzik kültürünün ve kaset döneminin en önemli simgelerinden biri haline geldi. Hakan Gündüz, kasetlerini her dinlediğimizde bizi diskoya götürüyordu. Anılar-9’un aksine DJ Panorama serisi sürekli olarak güncelleniyor ve sonundaki sayı giderek yükseliyordu. Hakan Gündüz sıkılmış olacak ki, 12’den sonra başka seriler yayınlamaya başladı.

TİYATROYU DİNLEMEK

O yıllarda kasetlerden sadece müzik dinlenmiyordu. Tiyatro da dinleniyordu. Evet, yanlış okumadınız. Tiyatro oyunları dinleniyordu. Ama öyle sadece dinlemek için özel hazırlanmış ‘Arkası Yarın’ piyesleri değil, düpedüz sahneden alınan birebir ses kayıtlarıydı. Büyük ustalar Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın efsane kabarelerini ezberleyene kadar dinliyor, onları taklit ederek replikleri söylüyor, bir kez daha bir kez daha gülüyorduk. Devekuşu Kabare’nin ‘Deliler’, ‘Reklamlar’, ‘Yasaklar’, ‘Geceler’, ‘Aşk olsun’, ‘Beyoğlu Beyoğlu’ kasetleri kapış kapış satılıyordu.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir