Ağız içinde bulunan bakterilerin ürettiği asitler diş minesindeki mineralleri çözerek bütünlüğü bozuyor ve çürük oluşumuna zemin hazırlıyor. Ancak diş çürüğü doğru önlemler alındığında önlenebilir bir sorun. Dengeli beslenme, düzenli ve etkili ağız hijyeni, diş minesini onarıcı ajanların kullanımı ve periyodik diş hekimi kontrolleri çürük riskini önemli ölçüde azaltıyor.
DOLGUYA GEREK KALMAZ
Diş çürüğünün başlangıç aşamasında, henüz gözle görülür bir boşluk oluşmamışsa, dolgu tedavisi yerine remineralizasyon tedavileri (diş minesini onaran, güçlendiren) tercih edilebilir. Bu sayede dişin kaybettiği mineral içerik yeniden kazandırılabilir. Ancak mineral kaybı ilerlediğinde diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelir ve ‘kavite’ adı verilen boşluklar oluşur. Vücudun yeni mine dokusu üretememesi nedeniyle bu aşamada restoratif diş tedavileri kaçınılmaz hale gelir.
KORUYUCU UYGULAMA
Uzmanlar, diş dolgularının yalnızca mevcut çürüğü tedavi etmekle kalmadığını, aynı zamanda çürüğün ilerlemesini durdurarak daha büyük sorunların önüne geçebildiğini vurguluyor. Çürük dokunun uzaklaştırılmasıyla bakteriler ortadan kaldırılırken, aynı bölgede yeniden çürük oluşma riski de azaltılıyor. Bu yönüyle diş dolguları sadece bir tedavi değil, aynı zamanda koruyucu bir uygulama olarak da değerlendiriliyor.
KÜÇÜK ÇÜRÜK BÜYÜK SORUN
Tedavisi geciken çürüklerde riskler de yükseliyor. Çürük, dentin tabakasına ulaştığında daha hızlı ilerliyor. Sıcak, soğuk ve tatlı gıdalara karşı hassasiyet, ilerleyen vakalarda ise ağrı şikayetleri ortaya çıkıyor. Çürük ilerledikçe diş dokusunda daha fazla madde kaybı meydana geliyor. Bu durum dişi zayıflatarak kırılma riskini artırıyor. Ayrıca, çürüğün derinleşmesiyle birlikte dişin canlılığını sağlayan pulpa dokusunun zarar görme riski ve buna bağlı olarak kanal tedavisi gereksinimi de artıyor.
KAYIPLAR ÖNLENEBİLİR
Çürüklerin erken dönemde teşhis edilip tedavi edilmesi çok önemli. Erken teşhis ve minimal invaziv tedavi yaklaşımları sayesinde hem sağlıklı diş dokusu korunabiliyor hem de yapılan restorasyonların klinik ömrü uzatılabiliyor. Zamanında uygulanan basit bir dolgu ileride yaşanabilecek büyük diş kayıplarının önüne geçmek mümkün. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor.













