Türkiye’nin ‘life style’ dergisi SuperMag, sizlere bundan böyle otomotiv dünyasından ilginç konu ve konuklarla da ‘merhaba’ diyecek. Meslek yaşantımda savaş muhabirliğinden bölge temsilciliğine, genel müdürlükten başkent temsilciliğine uzanan her kademede görev yaptım. Ancak otomotiv dünyası sahip olduğu dinamik yapısıyla her zaman ilgimi çekti. Sözün özü, ülkemizin dijital dünyadaki saygın bilgi kaynağı www.milesanddrives.com’un değerli katkılarıyla uzun ve keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Yeni modeller, C level yöneticilerin değerlendirmeleri, patron katının görüşleri, Türkiye’den ve dünyadan güncel haberlerle yolumuza devam edeceğiz. Yeri gelmişken iletmek istediğim önemli bir bilgi daha var. SuperMag, İstanbul’da da kolayca bulunan ve üst gelir grubunda ilgi gören bir dergi. Bu kitleye seslenen ve yedi tepeli kentimizin çevresinde üretim, satış ve ihracat faaliyetlerini sürdüren büyük ölçekli otomotiv şirketlerine bir önerim olacak. Tasarım konusunda ilham ve yenilikçi bakış açısına ihtiyaç duyan şirketlerin ülkemizin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yaşar Üniversitesi ile iletişim kurmalarını tavsiye ediyorum. Gençlerin yaratıcı zekâsı ve sahip oldukları estetik akademik bakış açısıyla otomotiv şirketlerine yol göstereceklerine inanıyorum. Hazırsanız başlıyoruz…

Škoda, geleneği sürdürdü
Son yıllarda dünya otomotiv piyasasında fırtına gibi esen Škoda, dünyanın en prestijli bisiklet organizasyonu Tour de France’taki 23’üncü ana partnerlik yılında, yarışın kazananlarına modern solid tasarım dilinden ilham alınarak hazırlanan özel kristal kupaları sundu. Sloven bisikletçi Tadej Pogačar, 113’üncü Tour de France’ı kazanarak kariyerinin 5’inci şampiyonluğunu elde ederken, genel klasman başarısını da Škoda Design tarafından tasarlanan kristal kupayı kaldırarak yaşadı. Paris’teki Champs-Élysées Bulvarı’nda tamamlanan organizasyonda, puan klasmanının galibi Danimarkalı Mads Pedersen’e yeşil kristal kupası Škoda Auto CEO’su Klaus Zellmer tarafından verildi. Marka ayrıca, dağ klasmanı ve en iyi genç bisikletçi kategorilerinin kazananları için de aynı tasarım anlayışıyla hazırlanan kupaları sundu.
YENİ MODELLER
Škoda, organizasyon kapsamında, yarış direktörü Christian Prudhomme’un mobil komuta merkezi olarak kullandığı ikonik ‘kırmızı otomobil’ görevini bu yıl tamamen elektrikli yeni amiral gemisi ‘Peaq’ ve şarj edilebilir hibrit ‘Superb iV’ modelleriyle üstlendi. Böylece 2019’dan bu yana olduğu gibi yarış yönetiminde yalnızca elektrikli veya elektrik destekli Škoda modelleri kullanıldı. Marka ayrıca, organizasyonun ihtiyaçları için ‘Enyaq’ ve ‘Superb iV’ modellerinden oluşan toplam 225 elektrik destekli araç tahsis etti. Tour de France’ta ilk kez kamuoyu önüne çıkan tamamen elektrikli kompakt SUV modeli ‘Epiq’ ise geleneksel tanıtım konvoyunda yer alarak geniş kitlelerle bir araya geldi.
BİSİKLET TUTKUSU
Škoda, Tour de France boyunca ‘Epiq’ kampanyasıyla taraftar alanlarında ve etkinlik noktalarında yer aldı. Ayrıca, WeLoveCycling.com platformu üzerinden düzenlenen yarışmalarda katılımcılara Škoda bisikletleri ve yeşil mayo gibi ödüller sunuldu. Yaşanan global spor şöleninde büyük ödül olarak amatör bisikletçilere Tour de France etaplarından birinde efsanevi bisikletçi ve Škoda bisiklet elçisi Chris Froome ile sürüş deneyimi yaşatıldı.
2004’ten bu yana Tour de France’ın resmi ana partneri olan Škoda, organizasyonun yanı sıra 2022’den beri Tour de France Femmes avec Zwift kadınlar yarışını da destekliyor. Marka ayrıca, Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) tarafından düzenlenen Dağ Bisikleti Dünya Şampiyonası başta olmak üzere önemli bisiklet organizasyonlarının da resmi partnerleri arasında yer alıyor. Škoda ile Tour de France organizatörü A.S.O. arasındaki iş birliği ise 2028’e kadar devam edecek.
Škoda, Yüce Auto-Škoda sponsorluğunda düzenlenen L’Étape Türkiye Serisi’ne de destek veriyor. Marmaris etabı 7 Haziran’da gerçekleştirilen, İstanbul etabı ise 20 Eylül’de düzenlenecek organizasyon, Tour de France ruhunu Türkiye’ye taşıyacak.
Yazımın girişinde belirttiğim gibi, otomotiv dünyasında son yıllarda fırtına gibi esen Skoda’nın Türkiye Distribütörlüğü ise Yücel Auto tarafından başarıyla sürdürülüyor. İşleri Ege’nin bal incirleri gibi bereketli olsun.
—

Continental ve Renault Group geleceği yaratıyor
Otomotiv dünyasında ses getiren bir başka önemli gelişmeyi daha global kaynaklarla eş zamanlı olarak güncelliğini yitirmeden sizlere aktarmak istiyorum. Elektrikli mobilitenin geleceğine yönelik çalışmalarını sürdüren Continental, Renault Group ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliği kapsamında elektrikli araçların enerji verimliliğini artıran yeni bir lastik geliştirdi.
Guyancourt’ta düzenlenen Renault Group Sürdürülebilirlik Turu etkinliğinde tanıtılan yeni lastik, Avrupa Birliği lastik etiketinin en üst seviyesi olan A sınıfı için gerekli kriterlere kıyasla yüzde 35’e kadar daha düşük yuvarlanma direnci sunmasıyla dikkat çekiyor. Yapılan çalışmalar sonucunda 500 kilometre menzile sahip bir elektrikli araçta tek şarjla yaklaşık 30 kilometreye kadar ek sürüş mesafesi sağladığı ortaya konulan yeni ürün, Continental’in elektrikli araçlar için optimize edilen EcoContact 7 lastiğinin geliştirilmesiyle hayata geçirildi.
Renault Group’un ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanan lastikte özel sırt hamuru, optimize edilmiş lastik yapısı ve yenilikçi yanak tasarımı bir araya getirildi. Böylece enerji kayıpları azaltılırken, sürüş performansı ve güvenlikten ödün verilmedi.
Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Continental Binek Lastikleri Yuvarlanma Direnci Uzmanı Dr. Christian Strübel, şunları vurguladı: “Renault Group ile birlikte yeni nesil elektrikli araçların verimliliğini artırıyoruz. Geliştirdiğimiz özel lastikler son derece düşük yuvarlanma direnci sayesinde araçların menzilini önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip.”
DOĞAYA SAYGI
Continental ve Renault Group, geliştirme sürecinde ileri düzey sanal mühendislik ve test teknolojilerinden yararlandı. Continental’in Driver-in-the-Loop ve Renault Group’un ROADS sürüş simülatörlerinin birlikte kullanılmasıyla gerçek sürüş koşulları dijital ortamda modellenerek yeni lastiğin performansı henüz geliştirme aşamasındayken optimize edildi. Continental günümüzde sanal geliştirme teknolojileri sayesinde her yıl yaklaşık 10 bin test lastiğinin kullanımını önleyerek sürdürülebilirlik hedeflerine ciddi katkı sağlıyor.
—

Audi’nin yeni yıldızı Q9
Dünya otomotiv liginin en önemli markaları arasında Audi, üst sıralarda geliyor. Bu güven elbette boşuna değil! Marka; sahip olduğu müthiş mühendislik zekâsı, tasarım zevki, pazarlama aklı ve güven veren özellikleriyle öne çıkıyor. Öyle anlaşılıyor ki, yeni modeli ‘Q9’ ile dünyada yeni bir fırtına estirmeye hazırlanıyor.
Audi, bugüne kadar geliştirdiği en büyük SUV modeliyle ürün gamında ilk kez 9 rakamını kullanıyor ve premium segmentteki konumunu yeni bir seviyeye taşıyor. Yeni Audi Q9; geniş bir yaşam alanını, günlük kullanımı kolaylaştıran akıllı çözümleri ve dengeli sürüş karakterini buluşturuyor.
Yolların yeni yıldızını tanıyamaya hazır mısınız? Başlıyoruz… Elektrikli bağımsız koltuklar, otomatik kapılar, eller serbest sürüşe imkân tanıyan adaptif asistanı plus ve Audi’nin en büyük panoramik cam tavanı modelin öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Gelişmiş süspansiyon sistemi, quattro sürekli dört tekerlekten çekiş ve yüksek verimlilik odaklı motor seçenekleri ise Q9’un farklı yol ve zemin koşullarında dengeli, güven veren sürüş sunmasını sağlıyor.
GENİŞ YAŞAM ALANI
Yeni Audi Q9 standart olarak 3 sıra ve 7 koltukla sunuluyor. İkinci sıradaki üç koltuğun tamamında çocuk koltuğu bağlantı noktaları bulunuyor. Altılı opsiyonel düzende ise ikinci sıradaki iki elektrikli bağımsız koltuk daha geniş kişisel alan ve business class atmosferi sağlıyor. Üçüncü sıradaki koltuk sırtlıkları da tek bir düğmeyle ayrı ayrı katlanabiliyor.
Ayrıca, Audi’de ilk kez sunulan otomatik kapılar, araca giriş ve çıkışı kolaylaştırıyor. Çevresel sensörler hareket alanındaki kişi veya nesneleri algılayarak olası bir temasta kapıyı durduruyor. Panoramik cam tavanı iç mekandaki ferahlık hissini 1.5 metrekareyi aşan cam yüzeyiyle pekiştiriyor. Yetkililerin verdiği bilgiye göre, bu özellik, Audi’de bugüne kadar kullanılan en büyük panoramik cam tavan olma unvanı da taşıyor. Standart olarak sunulan bu tavan açılabiliyor veya havalandırma konumuna getirilebiliyor. Opsiyonel şeffaflık ayarı ise birbirinden bağımsız kontrol edilen 9 bölüm üzerinden iç mekâna giren gün ışığının istenen şekilde düzenlenmesini sağlıyor.
EN BÜYÜK MODELİ
5.31 metre uzunluğa, 2.21 metre genişliğe, 1.81 metre yüksekliğe ve 3.14 metre aks mesafesine sahip olan ‘Q9’, Audi tarihinin en büyük otomobili olarak lanse ediliyor. Dikey ön tasarım bu modele güçlü ve kendinden emin duruş kazandırırken, uzun aks mesafesi, geniş arka kapılar ve belirgin arka çıkıntı geniş iç mekânın dış tasarımdaki karşılığını oluşturuyor. ‘Q9’, standart Advanced ve opsiyonel S line olmak üzere iki farklı tasarım paketiyle sunuluyor.
Audi yetkililerinin verdiği bilgiye göre ‘Q97, üçüncü nesil dijital OLED arka far teknolojisini dünyada ilk kez kullanan marka olarak tarihteki yerini almak istiyor. Gelişmiş sinyal lambaları, gece dönüş veya şerit değiştirme sırasında dinamik ön ve arka sinyallerle eş zamanlı olarak zemine yön göstergesi yansıtıyor. Bence bu özellik aracı ‘Rönesans tablosu’ haline getiriyor. Mikro LED modüllü dijital Matrix LED farlar ise ışığı yol koşullarına göre hassas biçimde yönlendirerek sürücünün görüşünü destekliyor. Eller serbest sürüş özelliğine sahip adaptif sürüş asistanı ‘plus’ da onaylanmış otoyol kesimlerinde 130 km/s hıza kadar direksiyon, hızlanma ve frenleme işlevlerini yönetebiliyor. SAE Seviye 2 kapsamındaki sistemde sürüş sorumluluğu sürücüde kalmaya devam ediyor.
YOLLARA RENK KATACAK
Yeni Audi Q9, ilk aşamada 220 kW (299 PS) güç ve 630 Nm tork üreten 3 litrelik V6 TDI motorla sunulacak. Türkiye pazarına 2027’de girmesi planlanan Q9‘un, seçili Avrupa pazarlarında 180 kW (245 PS) güç ve 500 Nm tork üreten bir versiyonu da ürün gamına eklenecek. Yeni yılın yıldızı olmaya aday Audi Q9’larda MHEV plus teknolojisi, kalkış ve ara hızlanmalarda sisteme 18 kW’a (24 PS) kadar ek güç sağlıyor. Elektrikli kompresör ise düşük motor devirlerinden itibaren hızlı tepki verilmesine katkıda bulunuyor.
Sekiz ileri tiptronik şanzıman ve quattro sürekli dört tekerlekten çekiş tüm versiyonlarda yer alıyor. Standart adaptif havalı süspansiyon, sürüş koşullarına göre amortisör sertliğini ve araç yüksekliğini ayarlayarak konfor ile yol tutuş arasında dengeli bir karakter oluşturuyor. Opsiyonel tüm tekerlerden yönlendirme sistemi ise düşük hızlarda manevraları kolaylaştırırken yüksek hızlarda dengeli ve hassas bir yönlendirme sağlıyor.
VE SÖZÜN ÖZÜ
Hal böyle olunca, Audi Q9 modelinin yeni yılın en iddialı otomobillerinden biri olacağını şimdiden söyleyebilirim. Marka her haliyle kendini gösteriyor. Volvo, XC 90 ve XC 60 modellerini İsveç’in ve Türkiye’nin tablo gibi doğasında denemiş ve oldukça beğenmiştim. Geçmiş yıllarda yaşadığım o deneyimin ışığında şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Audi’nin amiral gemisi Q9 da otomotiv tarihinde kendine has özel bir konuma sahip olacak. Bundan şüphem yok. Şimdilik bu kadar… Ekim sayısında yeni haberlerle görüşmek üzere esen kalın. Lütfen trafik kurallarına uyun. Yolunuz açık olsun.





