Jenerikten doğan efsane

Müfettiş Clouseau’nun maceralarını anlatan ‘Pembe Panter’in jeneriğindeki animasyon karakter, filmin önüne geçti. O kadar ki, jeneriği bir kez daha izlemek isteyenler seyirciler sinemaları terk etmiyordu. İnsanları kendine aşık eden o zarif pembe beyefendi hala kalplerimizin en güzel köşesinde sessizce duruyor.

1963 yılında yönetmen Blake Edwards, ‘The Pink Panther’ (Pembe Panter) filminin çekimlerini tamamlamıştı. Filmin konusu, ‘Pembe Panter’ olarak bilinen dünyanın en değerli mücevherini çalmaya çalışan, ‘Hayalet’ lakaplı kurnaz bir hırsız (David Niven) hakkındaydı. Mücevher, ‘küçük bir pembe pantere benzeyen’ bir kusuru nedeniyle bu adı almıştı. Hırsızın işini zorlaştıran şey ise ünlü ve sakar Müfettiş Clouseau’nun (Peter Sellers) peşinde olmasıydı. Müfettişin bilmediği şey ise karısının hırsızın sevgilisi olmasıydı. Film, komedi unsurlarıyla dolu keyifli bir ‘soygun’ filmiydi.

80 TASARIM ARASINDAN

Filmin animasyonlu bir jenerikle açılmasını isteyen Edwards, DePatie-Freleng stüdyosuna yaklaşık 80 farklı tasarım çizdirdi. Bunları Edwards’a gösterdiler ve Edwards hemen birini işaret ederek, “İşte bu” dedi. Seçilen tasarım, Hawley Pratt’ın çizimlerinden biriydi.

Stüdyo çalışmaya koyuldu ve açılış jeneriğini oluşturdu. Jenerikte, Pembe Panter, mücevherdeki bir kusurdan ortaya çıkıyordu. Dizlerinin üzerinde oturuyor, izleyicilere dönüp gülümsüyor ve daha önce görülmemiş bir şekilde jenerik boyunca koşuşturuyordu. Filmin sonunda, “Son” yazılı tabelayı tutmak için tekrar görünüyordu.

İşte böylece uzun boylu, ince, pembe renkli ve kendine güvenen bir duruşa sahip panter doğdu. İzleyiciler ona anında âşık oldular ve bu kısa giriş, filmin kendisini hızla gölgede bıraktı. Söylentilere göre bazı izleyiciler filmin bitiminden sonra sadece açılış jeneriğini tekrar görmek için sinemada kalıyordu.

DÜNYANIN EN TANINAN MELODİSİ

Henry Mancini tarafından bestelenen ikonik tema ise dünyanın en tanınan melodilerinden biri haline geldi. Minimalist, caz etkili, gizemli-karakterle mükemmel bir uyum içindeydi. İlginç bir şekilde, müzik, animasyondan önce tamamlanmıştı. Freleng ve ekibi, Panter’in hareketlerini Mancini’nin ritmine uydurmak zorunda kaldı.

Bu ilgi üzerine stüdyo, ‘The Pink Phink’ (1964) üzerinde çalışmaya başladı. Bu kısa film, serinin tüm temel unsurlarını taşıyordu. Pembe Panter, konuşmayan ama sürekli konuşan birçok karakterden daha güçlü bir izlenim bırakan nadir animasyon karakterlerinden biri oldu. Zarif hareketleri, mükemmel caz müziği ve yaramaz gülümsemesi dünyanın dört bir yanındaki nesiller tarafından beğenilen klasik animasyonun sembolü haline geldi.

OSCAR ÖDÜLÜ BİLE ALDI

‘The Pink Phink’ 18 Aralık’ta gösterime girdiğinde eleştirmenler tarafından çok başarılı bulundu ve o yıl ‘En İyi Animasyon Kısa Film Oscarı’nı aldı. Ardından her yıl 8 ile 12 arasında kısa film üretilmeye başlandı. Sadece 1968’de 17 film yayınlandı.

1969’da NBC, The Pink Panther Show’u yayınlamaya başladı. Dizi, Panter’in başrolde olduğu iki kısa film ve Müfettiş’in başrolde olduğu bir kısa filmden oluşuyordu. 1971’de ‘Yeni Pembe Panter Şov’ (The New Pink Panter Show) gösterime girdi. Yarım saatlik bu dizi 1976’ya kadar devam etti.

‘Pembe Panterin Dönüşü’ filmi (1975), Panter’i sinema filmlerindeki kökenlerine de geri döndürdü. Filmin jeneriği yine öne çıkan bir unsurdu. Daha ayrıntılıydı ve Panter daha fazla dahil olmuştu.

1976 sonbaharında 90 dakikalık ilk cumartesi sabahı dizisi ‘The Pink Panther Laugh Show’ yayına girdi.

Pembe Panter, o yıl bir kez daha ‘The Pink Panther Strikes Again’ filmiyle beyaz perdeye geri döndü. Animasyonlu jenerik yine Richard Williams tarafından hazırlandı ve göz kamaştırıcı bir art deco gösterisiyle Hollywood’un daha da ayrıntılı parodilerini sergiledi. 

1978 yapımı ‘Pembe Panterin İntikamı’, Peter Sellers’ın 1980’de vefat etmesi nedeniyle serinin son gerçek filmi oldu. Ancak, DePatie-Freleng animasyon jeneriğinde tekrar yer aldı.

Aynı yıl ‘The Pink Noel’, 1980’de ‘Pink Panther in Olym-Pinks’ çekildi. 1984’te Hanna-Barbera yapımı ‘Pink Panther and Sons’ ile NBC’de cumartesi sabahlarına geri döndü.

KUSURSUZ BİLEŞİM

Pembe Panter, 25 yıl boyunca evrensel unsurlara dayandığı için çok başarılı oldu. Müzik, ritim, görsel mizah, mimikler ve fiziksel komedinin kusursuz bir birleşimiydi. Dile veya trendlere bağlı olmadığı için nesiller boyu varlığını sürdürdü. Bugün bile ekranda göründüğünde ya da müziğinin birkaç notasını duymamızla içimizi kaplayan nostaljinin nedeni bu: Zarafet, sakinlik, yaramazlık ve zekâ…

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir