Üstün zekâ mı üstün yetenek mi?

Bebek beklemekte olan bir anne adayı olduğunuzu düşünün. Size, zekâ düzeyi dehaya yakın bir çocuğa sahip olmak için hamilelikte özel bir bakım önerilse uygular mısınız? Ya da bir öğretmensiniz ve sınıfınıza çok üstün yetenekli bir öğrencinin verileceğini öğrenseniz ne yaparsınız?

Her birey dünyaya kendine özgü bazı özelliklerle gelir. Bu özellikler zaman içinde bulunduğumuz çevre, aldığımız eğitim, yaşadığımız deneyimler ve kurduğumuz ilişkilerle şekillenir ve gelişir. Zekâ ve yetenek de doğuştan gelen özelliklerle çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle gelişen özelliklerimiz arasındadır.

Öyleyse, üstün zekâ ve üstün yetenek kavramlarını anlayabilmek için öncelikle zekâ ve yetenek terimlerinin ne ifade ettiğini anlayalım.

ZEKÂ NEDİR?

Zekâ, günlük yaşamda sık kullandığımız ancak tanımlaması sanıldığı kadar kolay olmayan kavramlardan biridir. Zekâ; öğrenme, akıl yürütme, problem çözme, yeni durumlara uyum sağlama, bilgileri ilişkilendirme ve karşılaşılan durumları anlamlandırma gibi farklı bilişsel süreçleri kapsayan çok boyutlu bir özelliktir. Bu nedenle zekâyı yalnızca ‘çok bilmek’ ya da ‘sorulara doğru ya da hızlı cevap vermek’ şeklinde düşünmek doğru değildir. Bir çocuğun sahip olduğu bilgiden çok, bu bilgiyi nasıl kullandığı, yeni bir durum karşısında nasıl düşündüğü ve problemle karşılaştığında nasıl bir yol izlediği de önemlidir.

Zekâ, yaşamın her döneminde aynı biçimde ortaya çıkmayabilir. Bir çocuk belirli bir yaşta bir alanda daha belirgin bir performans gösterirken, başka bir dönemde farklı bir özelliği öne çıkabilir. Ünlü fizikçi Albert Einstein’ın çocukluğu ve okul geçmişi buna en güzel örnektir aslında. Bu nedenle çocukların bilişsel-zihinsel özelliklerini değerlendirirken, gelişimsel süreçlerini de dikkate almamız gerekir.

YETENEK NEDİR?

Yetenek ise daha çok bireyin belirli bir alanda öğrenme, gelişme ve başarılı olma potansiyeliyle ilişkilidir. Bu alan matematik, dil, müzik, sanat, spor ya da başka bir beceri olabilir. Örneğin; bir çocuk sayılar arasındaki ilişkileri çok erken fark edebilirken, başka bir çocuk müzikteki ritimleri kolayca ayırt edebilir. Bir başka çocuk ise sözcükleri kullanma, hikâye oluşturma veya görsel tasarım konusunda dikkat çekici bir potansiyel gösterebilir.

Burada önemli olan nokta, yetenek ile başarı arasındaki farktır. Yetenek bir potansiyeli ifade ederken, başarıyı bu potansiyelin belirli koşullar altında ortaya çıkan sonucu olarak değerlendirebiliriz. Bir çocuğun bir alanda yüksek potansiyele sahip olması, uygun fırsatlar ve destek sağlanmadığında bunu yüksek performansa dönüştürebileceği anlamına da gelmez. Bu nedenle çocuğun yalnızca ne yaptığına değil, nasıl öğrendiğine, neye ilgi gösterdiğine ve hangi alanlarda gelişme potansiyeli taşıdığına da bakmak gerekir.

ÜSTÜN ZEKÂ VE ÜSTÜN YETENEK AYNI ŞEY Mİ?

Zekâ ve yetenek kavramları birbirleriyle ilişkili olsa da aynı değildir. Bu nedenle ‘üstün zekâ’ ve ‘üstün yetenek’ kavramlarını da birbirinin yerine kullanmak doğru değildir.

Üstün zekâ, bireyin genel bilişsel kapasitesinin yaşıtlarına göre belirgin biçimde yüksek olmasıyla ilişkilidir. Üstün yetenek ise bireyin belirli bir alanda yaşıtlarından belirgin biçimde farklılaşan bir potansiyel veya performans göstermesini ifade edebilir.

Bu ayrım özellikle çocuklar söz konusu olduğunda önemlidir. Çünkü bir çocuğun bilişsel kapasitesi genel olarak yüksek olabilir ancak bu durum onun her alanda aynı düzeyde performans göstereceği anlamına gelmez. Benzer şekilde bir çocuk belirli bir alanda çok güçlü bir yetenek sergilerken, diğer alanlarda yaşıtlarıyla benzer bir gelişim gösterebilir.

HER BAŞARILI ÇOCUK ÜSTÜN ZEKÂLI MIDIR?

Üstün zekâ ve yetenek söz konusu olduğunda yetişkinlerin en sık yaptığı hatalardan biri, yüksek akademik başarıyı üstün zekâ ile eşdeğer görmesidir. Oysa, okulda başarılı olmak ile üstün zekâlı olmak aynı şey değildir. Bir çocuk düzenli çalışması, güçlü motivasyonu, aldığı eğitim, ailesinin desteği veya öğrenme ortamının uygunluğu sayesinde yüksek başarı gösterebilir. Buna karşılık üstün zekâlı veya üstün yetenekli bir çocuk, uygun olmayan bir öğrenme ortamında potansiyelini beklenen düzeyde ortaya koyamayabilir.

Bu nedenle yalnızca sınav sonuçlarına, karne notlarına veya akademik başarıya bakarak bir çocuk hakkında ‘üstün zekâlı’ ya da ‘üstün yetenekli’ sonucuna varmak doğru değildir.

BU ÇOCUKLAR NASIL FARK EDİLİR?

Bazı çocuklar sahip oldukları özellikleri çok erken yaşlarda belirgin biçimde gösterebilir. Yeni bilgileri hızlı öğrenmeleri, karmaşık ilişkileri kolaylıkla fark etmeleri, yoğun merak göstermeleri, çok sayıda ve ayrıntılı sorular sormaları ya da bir konuya uzun süre odaklanmaları dikkat çekebilir.

Bunun yanında alışılmışın dışında çözümler üretmeleri, bir problemi farklı yollarla çözmeye çalışmaları, belirli bir alanda yaşıtlarından ileri düzeyde performans göstermeleri veya belirli bir konuya olağanüstü ilgi duymaları da dikkat edilmesi gereken özellikler arasında yer alabilir.

Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır: Üstün zekâlı veya üstün yetenekli çocukların hepsi aynı özellikleri göstermez. Bir çocuk sınıfta çok konuşarak kendini gösterebilirken, başka bir çocuk daha sessiz olabilir. Bir çocuk akademik başarısıyla dikkat çekerken, bir diğeri yalnızca belirli bir alandaki yaratıcılığı veya problem çözme becerisiyle öne çıkabilir. Bu nedenle çocuğu belirli bir üstün çocuk profiline uydurmaya çalışmak yerine, bireysel özelliklerini gözlemlemek gerekir.

‘MİT’LERİ DÜZELTELİM

“Dersleri çok iyi, demek ki üstün zekâlı.”

“Erken okumaya başladı, kesinlikle üstün zekâlı.”

“Çok soru soruyor, üstün zekâlı.”

“Matematikte çok başarılı, bütün alanlarda üstün.”

“Üstün zekâlıysa zaten okulda başarılı olur.”

Yüksek başarı üstün zekânın göstergesi olabilir ancak tek başına kanıtı değildir. Aynı şekilde üstün zekâlı bir çocuğun her zaman yüksek akademik başarı göstermesi de beklenmemelidir.

SONUÇ: ÇOCUĞU ETİKETLEMEDEN POTANSİYELİNİ DESTEKLEMEK

Üstün zekâlı veya üstün yetenekli bir çocuğu anlamak ona yalnızca ‘üstün’ etiketini vermekten çok daha fazlasını gerektirir. Her çocuğun gelişimi, ilgi alanları, güçlü yönleri ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bu nedenle çocuğu yalnızca akademik başarısı, zekâ puanı ya da belirli bir alandaki performansı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir.

Önemli olan, çocuğun sahip olduğu potansiyeli fark etmek ve bu potansiyelin gelişebilmesi için uygun öğrenme ve yaşam ortamlarını oluşturabilmektir. Merak eden, soru soran, farklı düşünen ve yeni yollar deneyen bir çocuğun bu özelliklerini desteklemek; aynı zamanda onun oyun oynayan, hata yapan, arkadaşlık kuran, duygular yaşayan bir çocuk olduğunu unutmamak gerekir.

Sonuç olarak asıl mesele, çocuğun ne kadar üstün olduğunu göstermek değil, sahip olduğu potansiyeli sağlıklı biçimde geliştirebilmesi için ona ne sunabileceğimizi görebilmektir.

Kaynakça:

https://bursa.meb.gov.tr/burbis/LGSRehber/LGS01Rehber/LGS01IcerikGoster/21

https://www.fencebilim.com/ustunyetenek/ustunyetenekliler.pdf

https://www.rehabilitasyon.com/makale/ustun-zekali-cocuklara-anne-baba-ve-ogretmenler-na-2_Cp4mC0_55
https://www.nagc.org/what-is-giftedness?utm_source=chatgpt.com

Paylaş