Pınar Or

Bir masal & anı yakalamak

Bir varmış bir yokmuş, eski zamanlarda bir vezir yaşarmış. Bir gün bu vezir, yıkanmaya nehre gitmiş. Vezirin parmağından hiç çıkarmadığı çok güzel, kocaman yakut taşlı bir yüzüğü varmış. Nehirde tam saçını yıkarken o güzelim yüzük parmağından düşüvermiş. Vezir bir bakmış ki, yüzük batmamış. Hemen alıp tekrardan parmağına takmış ve hemen uşaklarına seslenmiş: “Derhal evime haber götürün. Hanım çocukları, değerli eşyalarımızı toplasın. Hemen ülkeyi terk etsinler.”

Uşaklar, “Aman vezirim neden böyle bir şey yapıyorsunuz?” demiş ama vezir çok netmiş: “Hemen” diye bağırmış. Vezirin ailesi ülkeyi terk etmiş. Vezir o akşam evindeyken kapısı çalmış. Padişahın adamları gelip veziri götürmüşler ve zindana atmışlar. Ama zindanın en kötü kısmına… Zindan 3 katlıymış. En üstte hırsızlık gibi suçları işleyenler, bir alt kat biraz daha ağır suçları işleyenler, ama en alt kat -hatta burası yerin altında berbat bir yermiş- en adi, pislik suçluların olduğu katmış. Pislik içinde, farelerin, böceklerin cirit attığı bir yermiş.

Günler, haftalar, aylar geçmiş… Bir gün vezir, gardiyana demiş ki: “Bak gardiyan, padişahın bazı günler yediği bir güllaç tatlısı olur. Sana buradan çıkınca ne istersen yaparım. Canım çok çekti. O tatlı çıktığında bana getirir misin?” Gardiyan zaten vezirin o haline çok üzülürmüş. Vezirin bu isteğini kabul etmiş. Bir gün güllaç çıkmış. Ve o da gizlice vezirin bulunduğu hücreye bu tatlıyı getirmiş. Vezir çok mutlu olmuş. Tam kaşığını daldırıp tatlısını yiyecekken o sırada bir fare gelip tatlının içine atlamış. Bir de üstüne üstlük tatlının içine çişini yapmış. Vezir hemen gardiyanı çağırmış. “Hemen aileme haber yollayın. Memlekete geri dönsünler. Hiçbir soru sormasınlar.”

O gece padişah, veziri ziyarete gelmiş. Özür dilememiş ama gözlerinden üzgün olduğu okunuyormuş. Vezir o gece serbest bırakılmış. İleriki günlerde herkes vezirin evini ziyaret etmeye gelmiş. Nasıl bildiğini sormuşlar. Vezir şöyle cevap vermiş: “Bunda anlamayacak ne var ki… O gün nehre gittiğimde yıkanırken yüzük düştü ve batmadı, kaybolmadı. O an anladım hiçbir şey her zaman bu kadar iyi gidemez. Zindandaki o günde de farenin sütlacıma girip çiş yapması da hiçbir şeyin hep böyle bu kadar kötü gidemeyeceğinin bir kanıtıydı” demiş.

İYİ DE KÖTÜ DE HER ŞEY GEÇİCİ

İşte, hayatımız da böyle değil mi? Bazen gerçekten kendimizi günlerce, haftalarca, hatta aylarca kötü hissederiz. Ama şunu unutmamamız gerek, her şey geçici. İyi haller de kötü haller de hastalık da sağlık da mutluluk da mutsuzluk da aşk da huzur da… Anda kalmak denilen şey aslında bu. Bizler mutlu ve iyi giden anlarımızda bu anların biteceğinden korkarak ya da zor zamanlarda hep bu zamana değil de biteceği anlara hep zihnimizi çekersek o zaman işte anı kaçırıyoruz.

Zorluğun da içinden geçmek, güzelliğin tadına varmak, aşkı doyasıya yaşamak, biraz da olanı kabul etmek belki de yapmaya çalışmamız gereken. Bu hayatta geri gelmeyen tek şey zaman. O yüzden en değerli şeyimizin farkında olalım. O an ne yaşıyorsak zor ya da güzel, içinde olmaya gayret edelim. O zaman işte anlamı yakalamak biraz daha kolaylaşıyor. Mutlu bir ay diliyorum…

Paylaş