DOĞANIN MANAVINDAN SOFRALARA

Ege denilince akılları önce deniz, sonra da otlar geliyor. Bölgede yetişen sayısız ot çeşidi ile yapılan birbirinden lezzetli yemek, meze ve salatalar, en etoburun bile iştahını kabartıyor.

Şevketi bostan, arapsaçı, cibes, ısırgan, kuzukulağı gibi otlar son yıllarda sadece Ege’de değil, tüm Türkiye’de sofraların ve bahar diyetlerinin vazgeçilmezi haline geldi. Sindirim sistemini güçlendiren, cildi güzelleştiren, karaciğeri temizleyen ve kalp-damar, hipertansiyon gibi hastalıkların gerilemesinde etkisi olan Ege otları neler ve nasıl tüketilir sizin için derledik.

* TURP OTU: Haşlanıp üzerine zeytinyağı ve limon sıkıldığında aklı başından alacak bir lezzete sahip. Çiğ yendiğinde tadı birebir turpa benziyor. Zeytinyağlı, yoğurtlu ve kavurma olarak üç şekilde de tüketiliyor.

* DENİZ BÖRÜLCESİ: Genellikle Ege Denizi ve çevresinde yetişen deniz börülcesi önceleri deniz suyu altında yetiştiğinden bu adı almış. Taze olarak doğrudan tüketilebildiği gibi çeşitli tariflerle sofralara geliyor.

* ARAPSAÇI: Görünüşü dereotuna çok benziyor. Yaygın olarak kuzu etiyle pişiriliyor. Karışık ot kavurmalarında, böreklerde, balık ve diğer et yemeklerinde kullanılabiliyor. Anason kokusuyla mest ediyor.

* ISIRGAN: Çıplak elle dokunulduğunda uzun süre kaşındırsa da özellikle börek, salata ve çorbalarda sıklıkla tercih ediliyor. Tam bir şifa deposu olan ısırganın her şeyi yapılıyor ancak böreği bambaşka oluyor.

* CİBES: Lahana ve karnabahar hasat edildikten sonra toprakta kalan köklerinden büyüyen cibes otunun salatası ve kavurması Ege sofralarının olmazsa olmazlarından. Tadı brokoliye oldukça benziyor.

* ŞEVKETİ BOSTAN: Girit Türkleri tarafından kemikli kuzu etiyle pişirilerek yapılan şevketi bostan yemeği ya da haşlaması salata olarak tüketiliyor. Ayrıca, arapsaçıyla veya enginarla birlikte de pişiriliyor.

* EBEGÜMECİ: Her çeşit yemeği yapılabilen ebegümecinin genelde iri yapraklarından sarma yapılıyor. Pirinçli yemeğine herkes bayılıyor. Ayrıca, börek harçlarına ve kavurmalara girdiği de görülüyor.

* SARMAŞIK: Bahar aylarında çıkan sarmaşık ‘tilkişen’ ya da ‘yabani kuşkonmaz’ olarak da biliniyor. Dikenli çalıların arasında toplaması zahmetli olsa da yumurtalı kavurması acımsı tadıyla damak çatlatıyor.

* KUZU KULAĞI: Ekşimtırak tadının damaklarda bıraktığı iz kolay kolay unutulmaz. Genellikle çam ağaçlarının dibinde yetişen kuzu kulağı, ekşi aroması sayesinde limon eklemeden bile salataya ferah tat veriyor.

* KAYA KORUĞU: İyotlu kokusuyla ya çok seviliyor ya da nefret ediliyor. Taze yaprak ve dallarından kapari gibi turşu yapılıyor. Yaprak, çiçek ve dalları ile omlet yapılabildiği gibi yoğurtlu salatası da tüketiliyor.

* RADİKA: ‘Karahindiba’ olarak da bilinen radika, hafif acımsı tadı ve yoğun yeşil rengiyle salatalara karakter katıyor. Ayrıca, suda haşlandıktan sonra zeytinyağı ve limon suyu ile sek olarak da tüketilebiliyor.

* HİNDİBA: Karahindibaya benzese de mavi çiçekleriyle ayrılıyor. Mantarlı kavurması, yoğurtlu yemeği (borani), patatesli salatası, köftesi yapılıyor. Ayrıca, tomurcuklarından da turşusu kurulabiliyor.

* KAZAYAĞI: Maydanozu andıran taze yaprakları çiğ olarak yenebiliyor olsa da genellikle pişiriliyor. Tek başına ya da diğer otlarla birlikte kavurulduğu gibi börek harçlarında ve etli yemeklerde kullanılıyor.

* EŞEK MARULU: Sapları haşlandığında gevrek ve lezzetli bir hale dönüşüyor. Kavurması, böreği, yumurtalı ve kıymalı yemeği, bulgur veya pirinçle pilavı yapılıyor. Zeytinyağı ve limonla salata olarak tüketiliyor.

* YABANİ PAZI: Ispanakgiller ailesinden olduğu için kırmızımsı saplara sahip. Yapraklarından dolma, haşlamasıyla salatası yapılıyor. Çorbalara, börek ve karışık kavurmalara giriyor, ıspanak gibi yemeği yapılıyor.

Paylaş

REKLAM ALANI

POPÜLER HABERLER

REKLAM ALANI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir