Siz hiç ay ışığında sıkılmış zeytinyağı tattınız mı?

Eskilerin, “Zeytin güneş görmeden sıkılmalı” sözü belki bir öngörüydü ama bugünkü ‘gece (ay) hasadı’, kimilerince o kadim bilginin endüstriyel bir mükemmeliyetçilikle yeniden yorumlanması kimilerince de pazarlama taktiği.

‘Zeytinyağında gece hasadı’ aslında oldukça yeni ve teknolojik bir akım. Bu yöntemin kökleri zeytinden ziyade bağcılığa dayanıyor. Gece hasadı konsepti ilk olarak 1970’li yıllarda Avustralya ve Kaliforniya’daki modern bağlarda başladı. Üzümün asidini ve aromasını korumak için gece toplanması büyük bir başarı getirince, benzer iklime sahip olan Akdeniz ülkeleri bu yöntemi zeytine uyarlamayı düşündü.

Zeytinyağında ticari ve bilimsel anlamda gece hasadının öncüsü İspanya (Endülüs) ve İtalya (Puglia/Apulia). Dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi olan İspanya, ‘ultra-premium’ yağlar kategorisinde rekabet edebilmek için bu yöntemi 2010’lu yılların başından itibaren standartlaştırmaya başladı. 2013’te Puglia’daki Forestaforte Çiftliği, bilimsel bir proje kapsamında İtalya’daki ilk resmi gece hasadını gerçekleştirdi.

Peki, eskiden buna pek ihtiyaç duyulmazken şimdi ne değişti? Geçmiş yıllarda hasat zamanı hava serindi. Ancak küresel ısınma nedeniyle günümüzde hasat mevsimi olan ekim ve kasım aylarında gündüz sıcaklıkları hala 30 derecenin üzerinde seyrediyor. İşte bu durum gece hasadını bir ‘tercih’ olmaktan çıkarıp, kaliteyi korumak için ‘zorunluluk’ haline getirdi.

GÜNDÜZ İLE GECENİN FARKI NE?

Malum, zeytin dalından koptuğu anda oksidasyon süreci başlar. Gündüz güneş altında yapılan hasatta meyve ısısı yüksek olduğu için enzimatik aktiviteler hızlanır. Gece hasadında ise zeytin, ağacın gölgesindeki serinliğini korur. Bu sayede yağın asiditesinin yükselmesi engellenir ve peroksit değeri çok düşük tutulur.

Zeytinyağına karakteristik yakıcılığını ve sağlığa yararlı özelliklerini veren polifenoller (antioksidanlar) ısıya karşı oldukça duyarlıdır. Serin ortamda hasat edilen zeytinlerde meyvemsi aromalar (taze kesilmiş çimen, enginar, domates sapı gibi) çok daha belirgin ve kalıcı olur. Yüksek sıcaklık yağın içindeki uçucu bileşenlerin kaybolmasına yol açar. Gece hasadı ise bu bileşenleri hapseder.

MALİYETİ YÜKSEK, FİYATI PAHALI

Soğuk sıkım standardı için hamurun 27 derecenin altında olması gerekir. Gündüz 30-35 derece sıcaklıkta toplanan zeytini fabrikada soğutmak ekstra enerji ve zaman ister. Gece hasadında zeytin fabrikaya zaten 15-18 derece gibi ideal sıcaklıklarda girdiği için doğal bir soğuk sıkım süreci kendiliğinden başlar. Gece hasadı genellikle makineleşmiş sistemlerle yapılır. Bu, zeytinin daldan sıkıma kadar geçen süresini (bazen 2-4 saate kadar) inanılmaz düşürür. Ancak, gece çalışması özel aydınlatma ekipmanı, gece vardiyası işçiliği ve teknolojik altyapı gerektirdiği için maliyeti normal hasada göre daha yüksektir. Bu da ürünün piyasa fiyatına yansır.

YOKSA PAZARLAMA TAKTİĞİ Mİ?

Sonuç olarak, eğer üretici sadece gece hasadı yapıp, zeytini fabrikada bekletiyor veya kötü koşullarda sıkıyorsa o zaman bu tamamen bir pazarlama taktiğidir. Ancak zeytin gece toplanıp 3-4 saat içinde modern ve ısı kontrollü bir kontinü sistemde sıkılıyorsa ortaya çıkan yağın nefaseti, rengi ve sağlığa yararlı bileşenleri gündüz hasadına göre fark edilir derecede yüksektir. Bu durumda yapılan iş, saf bir kalite yatırımıdır.

Paylaş

REKLAM ALANI

POPÜLER HABERLER

REKLAM ALANI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir