Lipsi
Lipsi’ye ilk kez gelenlerin aklından çoğu zaman aynı soru geçiyor: “Burada ne var?”
Birkaç gün sonra ise o soru yerini başka bir soruya bırakıyor: “Ben buradan nasıl ayrılacağım?”
Ben bu soruların ikisini de çok iyi biliyorum. Leros ile Patmos arasında, Güneydoğu Ege’nin sakin sularında duran Lipsi’yi yıllar önce tesadüfen keşfettim. O günlerde küçük bir ada olarak dikkatimi çeken bu yer, zaman içinde benim için bir tatil durağından çok daha fazlasına dönüştü.
Gazeteci olarak Türk ve İngiliz dostlarımı buraya getirdim. Onları ada halkıyla tanıştırdım, koylarını ve sofralarını anlattım. Yunan gazeteci arkadaşlarımın da Lipsi’yi keşfetmesine vesile oldum. Bugün limana indiğimde karşılaştığım insanların bana turist gibi değil, uzun zamandır görmedikleri bir dostları gibi sarılması bu yüzden. Eşim Mehmet’in yıllardır, “Sen bir gün burada belediye başkanı seçileceksin” diye takılması da biraz bundan.

Çünkü bazı yerlere gidilir. Bazı yerler ise zamanla insanın hayatına karışır. Lipsi benim için ikinci grupta. Burada zaman başka türlü akıyor Yaklaşık 16 kilometrekarelik bu küçük adada hayat limanın çevresindeki beyaz evlerin, mavi kepenklerin, küçük dükkânların ve tavernaların etrafında dönüyor. Büyük resortlar, gösterişli beach club’lar, yüksek sesli gece hayatı yok. Bunun yerine sabah erkenden denize girenler, teknelerini hazırlayan balıkçılar, fırından sıcak börek almak için uğrayanlar ve meydanda kahvesini saatlerce içen ada sakinleri var. Lipsi’nin güzelliği de tam burada.
Sabah kıyı boyunca muhteşem manzarada yürüyorsunuz. Köyden birkaç dakika sonra kumlu kıyıya, sığ ve berrak denize ulaşıyorsunuz. Tamarisklerin gölgesinde havlunuzu serip günün ilk yüzüşünü yapıyorsunuz. Sonra insanın aklına doğal olarak kahvaltı geliyor. Adres belli: Kairis Lipsi Bakery.
GAYRİRESMİ PARLAMENTO
Kairis yalnızca bir fırın değil. Bence adanın gayriresmî parlamentosu. Kim geldi, kim gitti, hangi tekne ne zaman dönecek, akşam nerede yemek yenilecek, hangi koyda deniz güzel? Ada haberlerinin önemli bir bölümü burada konuşuluyor. Ekmek, börek, kahve derken zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. Ama Kairis’e gidip de Lipsi’nin peynirli böreğini yemeden dönmek büyük hata. Benim için bir başka vazgeçilmez ise yoğurtlu-mangolu dondurma.
Üstelik Kairis’in artık ada hayatının doğal bir parçası haline gelen Türkçe yazıları da bana her gelişimde ayrı bir gülümseme veriyor. Bir adada kendinizi turistten çok misafir gibi hissetmenin küçük ama güzel işaretlerinden biri bu. Kairis’te, “Bir kahve içip kalkacağım” diye oturup 1 saat sonra hâlâ aynı masada olduğunuzda şaşırmayın. Çünkü burada acele etmek biraz ayıp sayılıyor.

KÜÇÜK ADA, BÜYÜK AİLE
Lipsi’nin benim için en değerli tarafı denizinden önce insanları. Eski Belediye Başkanı Fotis Mangos, yıllarca adanın yönetiminde görev yaptıktan sonra Atina’da Ege ve Ada Politikaları alanında görev üstlendi. Onun ardından gelen Evangelistra Laudou ise 35 yaşında, matematik öğretmeni ve Lipsi doğumlu. Ada gençlerinin geleceğe nasıl baktığını anlamak için önemli isimlerden.
Burada sizi bir koydan diğerine yönlendiren, hangi gün hangi restorana gidileceğini söyleyen, hangi teknenin nereden kalktığını bilen insanlar var. Catarina Andritsaki bunlardan biri. Lipsi Travel’da limanın hemen yanında tüm bilgilere ulaşabilirsiniz. Sezon dışında geldiyseniz gelmeden otel ayarlamanıza bile gerek yok. Catarina size bulacaktır. Onunla konuştuğunuzda Lipsi’nin haritasının kâğıt üzerinde değil, insan hafızasında yaşadığını hissediyorsunuz. Bir düğün, bir vaftiz ya da cenaze olduğunda bütün ada oradadır. Küçük nüfusun yarattığı dayanışma Lipsi’nin görünmeyen ama en güçlü zenginliklerinden biri.
GELELİM, NEREDE NE YENİR?
Adanın mutfağında gösterişten çok malzeme konuşuyor. Balık, ahtapot, yabani otlar, sebzeler, yerel peynirler, zeytinyağı ve deniz… Benim için Lipsi’de gastronominin en özel duraklarından biri Manolis Tastes. Şef Manolis Chiras, yerel malzemeleri çağdaş mutfak anlayışıyla yorumluyor ama tabağın önüne hiçbir zaman adanın karakterini geçirmiyor. Annesi Vasiliki ve ailesi ise restoranın yalnızca mutfak değil, ruh tarafını taşıyor. Burada birkaç kez yemek yediğinizde müşteri olmaktan çıkıp tanıdık bir misafire dönüşüyorsunuz. Benim Lipsi’de sevdiğim şeylerden biri de bu. Size ne yediğinizden önce nasıl hissettiğinizi hatırlatan sofralar kuruluyor.
Manolis’in mutfağından çıktıktan sonra başka bir adrese uğramak isterseniz Lipsi’nin gastronomik haritasında birkaç isim daha var. Dilaila, Katsadia’da denizin hemen önünde. Öğle yemeğini uzatıp akşamüstüne kadar kalmak için ideal. Kalypso ise deniz ürünleri ve geleneksel Yunan mutfağını sevenlerin klasik adreslerinden. Burada mutfakta Alexander’ı görürseniz şaşırmayın. Kalypso’nun mutfağında pişiren Alexander, Lipsi’nin o gösterişsiz ama iyi yemek yapan mutfak kültürünü temsil eden isimlerden. Pefko, özellikle akşam yemeğinde sevdiğim adreslerden. Liman tarafında ise Ouzo Asprakis uzo, meze ve balık için güzel bir durak. Bir başka keyifli adres de Nikos’un ouzerisi. Bazen iyi bir sofranın ihtiyacı olan tek şey birkaç tabak meze, iyi bir balık ve yanında uzun bir sohbet. Lipsi bunu hâlâ biliyor.
Ama adanın gastronomisini anlatırken bir kişiyi özellikle ayırmak gerekiyor: Nikoletta. Yerel peynirleriyle tanınan Nikoletta, Lipsi’nin toprağını ve üretim kültürünü sofraya taşıyan kadınlardan. Onun peynirlerini tattığınızda bunun yalnızca bir ürün olmadığını anlıyorsunuz. Bir adanın sütü, hayvanları, üretim geleneği ve sabrı var o peynirlerde. Ben Lipsi’ye gelen dostlarıma yalnızca restoranları değil, Nikoletta’yı da mutlaka anlatıyorum. Çünkü bir yeri gerçekten tanımak istiyorsanız, yalnızca restoran mönülerine değil, o sofrayı mümkün kılan insanlara da bakmanız gerekiyor.
GÜNEŞTE KURUTULAN AHTAPOT
Lipsi’de mutlaka denenmesi gerekenlerden biri güneşte kurutulmuş ahtapot. Sabah balıkçılardan alınan ahtapot temizleniyor, Ege güneşinde kurutuluyor ve ardından közde pişiriliyor. Yanında biraz limon, bir kadeh yerel şarap ve deniz manzarası… Bazen bir yemeği anlatmak için bundan fazlasına gerek yok. Adanın gastronomik hikâyesinin bir başka önemli parçası ise üzüm. Özellikle yerel Fokiano üzümü adanın karakteristik çeşitlerinden. Lipsi Winery, Manolis Vavoulas ve Nikos Gryllis tarafından 2013’te kuruldu. Fokiano başta olmak üzere yerel üzüm çeşitlerini yeniden öne çıkarıyor.
KOY KOY DOLAŞMAYA VAR MISINIZ?
Lipsi’de plaj seçmek neredeyse gereksiz. Çünkü mesele bir plaj bulmak değil, her gün başka bir koya gitmek. Lientou: Köyden yürüyerek ulaşılabilen, sığ ve sakin deniziyle sabah yüzüşü için ideal. Kampos daha küçük, kumlu ve sakin. Katsadia rüzgârdan korunaklı. Ağaçların gölgesinde uzun bir öğle yemeği için birebir. Platis Gialos sığ, turkuaz suyu, tamariskleri ve çevresindeki taverna ile adanın sevilen koylarından. Ördekleri de cabası. Hohlakoura beyaz taşları ve berrak deniziyle özellikle fotoğraf meraklılarının seveceği bir yer. Monodendri kayaların üzerinde tek bir sedir ağacının bulunduğu, Lipsi’nin en karakteristik manzaralarından. Elena, Papandria, Christos, Tourkomnima ve Xirokambos ise daha sakin koylar arayanlara.
Adanın güzelliği, birçok noktaya yürüyerek ulaşabilmeniz. Bir gün araba kullanmadan dolaşın. Çoğu zaman en güzel gününüz o olacak. Bir gün mutlaka tekneye çıkın. Rena tekneleri günlük turlar yapıyor, mutlaka deneyin. Dostum Rena’yı geçtiğimiz yıllarda kaybettik ancak kaptan eşi ve çocukları onun anısına adanın en güzel turlarını yapmaya devam ediyor. Lipsi’yi karadan görmek başka, denizden görmek bambaşka. Bir gününüzü tekneye ayırın. Lipsi Travel Services üzerinden tekne turları ve ada çevresindeki keşifler için bilgi alabilirsiniz. Aspronisia, Arki, Marathi ve Makronisi çevresine açılın. Küçük koylarda yüzün, mağaraları görün. Lipsi’nin çevresindeki küçük adacıklar ve kayalıklar, denizden bakıldığında adanın gerçek ölçeğini anlamanızı sağlıyor. Yanınıza suyunuzu, havlunuzu alın çıkın. Çünkü bazı koylarda sudan çıkmak istemeyeceksiniz.
PANAGIA TOU HAROU
Lipsi’nin ruhunu anlamak için Panagia tou Harou mutlaka görülmeli. Adını, Meryem’in çarmıha gerilmiş İsa’yı kucağında tuttuğu ünlü ikonadan alan kilise, adanın en önemli dini merkezlerinden. Özellikle ağustos ayındaki kutlamalar sırasında Lipsi’nin atmosferi tamamen değişiyor. Ada genelindeki küçük şapeller de bu kültürün bir parçası. Bazıları aileler tarafından korunuyor. Burada inanç turistik bir dekor değil; günlük hayatın kendisi.
NEREDE KALMALI?
Lipsi’de konaklama da adanın karakterine uygun. Büyük resortlar yerine küçük oteller, apartlar, villalar ve aile işletmeleri var. Benim kişisel tercihlerim arasında Lipsi Blue Hotel, Helios Apartments, Manolis Grand Villas, Vasiliki’nin Studio’su ve Filoxenia bulunuyor. Özellikle Manolis Grand Villas ve Vasiliki’nin Studio’su gibi daha kişisel seçenekler, adanın ruhuna yakın bir konaklama deneyimi arayanlar için güzel alternatifler. Lipsi Blue muhteşem manzaraya sahip . Odalarının her birinden denizi görmek mümkün. Lipsi’de konaklama seçeneklerim arasında en başta gelenler arasında. Lipsi’de otel seçerken yalnızca odanın büyüklüğüne bakmayın. Liman ve denize yürüyerek ulaşabiliyor musunuz? Asıl mesele bu. Çünkü Lipsi’de arabaya binmeden geçirilen bir gün, çoğu zaman en güzel gün.
Bir akşam mutlaka planınızı gün batımına göre yapın. İsterseniz Katsadia’da denizin karşısında uzun bir öğle yemeğini akşama kadar uzatın. İsterseniz atların üzerinde gün batımını karşılayın. Ya da Casa di Vino Sunset Bar’da bir kadeh şarap eşliğinde güneşin denizin içine inişini izleyin. Lipsi’de gün batımı da hayatın geri kalanı gibi acele etmiyor.
YAPMADAN DÖNMEYİN
* Sabah Lientou’da denize girin.
* Kairis Bakery’de kahvaltı yapın.
* Lipsi’nin peynirli böreğini mutlaka deneyin.
* Kairis’in yoğurtlu-mangolu dondurmasını tadın.
* Nikoletta’nın yerel peynirlerini keşfedin.
* Katsadia’da öğle yemeğini uzatın.
* Hohlakoura’nın beyaz taşlarını görün.
* Monodendri’de tek sedir ağacının altında denize bakın.
* Platis Gialos’ta yüzün.
* Manolis Tastes’te yemek yiyin.
* Kalypso’da Alexander’ın mutfağından çıkan yemekleri deneyin.
* Ouzo Asprakis veya Nikos’un ouzerisinde uzo ve meze molası verin.
* Güneşte kurutulmuş ahtapot yiyin.
* Lipsi Winery’de yerel şarapları tadın.
* Bir gün tekneyle Aspronisia, Arki ve Marathi çevresine açılın.
* Panagia tou Harou’yu ziyaret edin.
* Hora’nın beyaz sokaklarında kaybolun.
* Bir akşam Casa di Vino’da gün batımını izleyin.
* Atların üzerinde gün batımını deneyimleyin.
* Ve en önemlisi, bir gün hiçbir şey yapmayın.
Çünkü Lipsi’de yapılacak en güzel şeylerden biri gerçekten hiçbir şey yapmamak.
(kutu)
BENİM LİPSİ’M
Yıllar içinde Lipsi’ye her gelişimde aynı şey oluyor. İlk gün denize bakıyorum. Sonra birileriyle karşılaşıyorum. Sarılıyoruz. Bir kahve içiyoruz. Birileri akşam nerede yemek yiyeceğimi soruyor. Başka biri ertesi gün hangi koya gitmem gerektiğini anlatıyor. Kairis’te oturup ada haberlerini dinliyorum. Nikoletta’nın peynirlerinden tadıyorum. Manolis’in mutfağından çıkan bir tabağın başında uzun uzun konuşuyorum. Bir tekneyle başka bir koya geçiyorum. Sonra gün batıyor.
Ve bir noktada fark ediyorum: Artık turist değilim. Belki de Lipsi’nin en büyük sırrı bu. İnsanı kendine bağlayan yalnızca berrak denizi, beyaz evleri, küçük koyları, şarapları ya da güzel sofraları değil. Burada size yer açılması. Bir masada, bir teknede, bir evde, bir sohbette, bir ailenin hikâyesinde, bir adanın hafızasında. Lipsi’ye ilk geldiğinizde “Burada ne var?” diye sorabilirsiniz. Ben yıllar sonra hâlâ aynı adaya dönüyorum. Çünkü benim sorum artık başka: “Ben buradan ne zaman ayrılacağım?” Ve açıkçası… Cevap vermekte hâlâ zorlanıyorum.
(kutu-kullanmayabilirsin)
KISA BİR REHBER
Ulaşım: Lipsi’ye Leros, Patmos, Kos, Kalymnos, Samos ve Rodos gibi adalardan feribot bağlantılarıyla ulaşılabiliyor.
Adada ulaşım: Taksi ve otobüsün yanı sıra araç, motosiklet ve bisiklet kiralama seçenekleri bulunuyor. George Car Rental, limanın hemen sonunda, ada içinde araç kiralamak isteyenlerin başvurabileceği adreslerden.
Deniz: Lientou, Kampos, Katsadia, Platis Gialos, Hohlakoura, Monodendri, Elena, Papandria, Christos, Tourkomnima ve Xirokambos.
Yemek: Manolis Tastes, Dilaila Restaurant-Bar-Cafe, Kalypso Restaurant, Pefko Restaurant, Ouzo Asprakis, Platis Gialos ve Nikos’un ouzerisi.
Fırın: Kairis Lipsi Bakery. Özellikle peynirli börek ve yoğurtlu-mangolu dondurma için.
Konaklama: Lipsi Blue Hotel, Helios Apartments, Manolis Grand Villas, Vasiliki’nin Studio’su ve Filoxenia.
Deneyim: Sabah denize girin. Öğle yemeğini acele etmeden yiyin. Gün batımını atların üzerinde veya Casa di Vino’da karşılayın. Ertesi gün hiçbir plan yapmayın. Çünkü Lipsi’nin asıl lüksü, zamanınızın size ait olmasıdır.





