Kimya mühendisliği eğitimiyle başlayan yolculuğunu bugün gıda sektöründe sürdüren Bilge Çiftliği’nin kurucusu Bilge Altınmakas Özgenoğlu, başarıya uzanan hikâyesini, girişimcilik serüvenini, yaşadığı zorlukları ve geleceğe dair hedeflerini SuperMag’a anlattı. Cesareti, üretme tutkusu ve yenilikçi bakış açısıyla sektöründe fark yaratan Özgenoğlu, “Hayaller olmadan başarı olmaz” diyerek girişimcilik yolculuğunun en önemli sırrını paylaştı.
GİRİŞİMCİ YÖNÜM ANNEANNEMDEN
* Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Çocukluğunuzdan bugüne uzanan yolculuğunuzda sizi siz yapan dönüm noktaları neler oldu?
– Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde mühendislik işletmeciliği alanında yüksek lisansımı tamamladım. Aslında üniversite yıllarımdan beri en büyük hayalim kendi markamı yaratmaktı. Annem ve babam öğretmendi. Girişimci yönümü ise sanırım anneannemden aldım.
Küçük yaşlardan itibaren ailemin desteğiyle sanat, müzik ve sporla iç içe büyüdüm. O yıllarda edindiğim bu çok yönlü bakış açısının bugün hem yöneticilik anlayışıma hem de insan ilişkilerime büyük katkı sağladığına inanıyorum. Farklı disiplinlerle erken yaşta tanışmış olmak, olaylara daha geniş bir perspektiften bakabilmeyi, empati kurmayı ve farkındalığı yüksek bir yönetici olmayı bana kazandırdı. Bugün iş hayatında en güçlü özelliklerimden birinin de bu olduğunu düşünüyorum.
BİR ÜRÜNÜ PLANLAMAK KEYİF VERİCİ
* Kimya mühendisliği eğitimi aldınız. Bu alana yönelmenizde etkili olan neydi? Üniversite yılları size neler kattı?
– Kimya mühendisliği aslında yalnızca bir mühendislik dalı değil, aynı zamanda bir proses yönetimi disiplini. Bir ürünün fikir aşamasından üretimine kadar tüm süreci planlamak, organize etmek ve en verimli şekilde yönetmek bana her zaman büyük keyif verdi. Bugün sahip olduğum yönetici kimliğinin şekillenmesinde ise İYTE’de mühendislik işletmeciliği alanında yaptığım yüksek lisansın çok önemli bir yeri var.
Alanında çok değerli akademisyenlerden eğitim alma fırsatı buldum. Orada edindiğim stratejik bakış açısı, liderlik anlayışı ve yönetim bilgisi bugün şirketimi yönetirken en büyük yol göstericilerimden biri oldu. Teknik altyapımı yöneticilik becerileriyle birleştirebilmiş olmayı kariyerimde aldığım en doğru kararlardan biri olarak görüyorum.
GIDA SEKTÖRÜYLE TANIŞMAK UFUK AÇTI
* Kimya mühendisliğinden gıda sektörüne uzanan oldukça farklı bir kariyer hikâyeniz var. Bu değişim nasıl gerçekleşti?
– Mezuniyetimin ardından yaklaşık 6 ay kimyasal ürünler alanında faaliyet gösteren bir firmada çalıştım. Daha sonra kariyerimi gıda sektörüne taşıyan önemli bir adım attım. Gıda tesislerine temizlik ve hijyen operasyonları yürüten yerli bir şirkette satış ve pazarlama alanında görev aldım. Aslında gıda sektörüyle gerçek anlamda tanışmam da bu süreçte oldu.
Bu sayede süt, et ve farklı gıda üretim tesislerini ziyaret ederek hijyen standartlarının oluşturulması, güvenli üretim süreçlerinin planlanması ve personel eğitimleri konusunda aktif rol aldım. Kimya mühendisliği eğitimimden gelen proses bilgisi, üretim süreçlerini analiz etmem ve işletmelere doğru çözümler sunmam konusunda bana büyük avantaj sağladı.
Yaklaşık 4 yıl boyunca hem hijyen denetimleri gerçekleştirdim hem de işletmelere hijyenik üretim kültürünün oluşturulması için danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdim. Bu süreçte gıda sektörünü tüm yönleriyle tanıma fırsatı buldum. Ne kadar geniş, dinamik ve sürekli gelişen bir alan olduğunu gördükçe bu sektöre olan ilgim ve heyecanım daha da arttı.
Ancak üniversite yıllarından beri hayalini kurduğum kendi markamı oluşturma isteği hep aklımdaydı. O hayalin peşinden gitmeye karar verdim ve ‘Bilge Çiftliği’ markasını kurdum. Bilge Çiftliği benim için sadece bir marka değil, yılların bilgi birikiminin ve emeğinin bir sonucu. Daha önce hijyen operasyonlarını yürüttüğüm ve üretim süreçlerini yakından tanıdığım güvenilir firmalar bu kez benim tedarikçilerim oldu. Kalitesine güvendiğim üreticilerden en iyi ürünleri temin ederek Bilge Çiftliği çatısı altında tüketicilerle buluşturmaya başladım.
İŞLE BİRLİKTE GÜVEN DE İNŞA ETMİŞİM
* Gıda sektörüne ilk adım attığınız günleri hatırlıyor musunuz? Başlangıçta sizi en çok heyecanlandıran ve zorlayan şeyler nelerdi?
– Şirketimi kurduğumda en büyük kaygım, hayalini kurduğum markayı gerçekten büyütüp büyütemeyeceğimdi. O dönemde henüz 26 yaşındaydım ve Çeşme bugünkü kadar gelişmiş bir yer değildi. Açıkçası sektörde bu kadar tanındığımı, bu kadar güçlü bir güven ilişkisi kurduğumu ben de tam olarak bilmiyordum.
Ancak şirketimi kurduktan kısa bir süre sonra çok güzel bir gerçekle karşılaştım. Yıllar boyunca birlikte çalıştığım insanlar bana güvendiklerini gösterdiler. İş ortaklarım, üreticiler ve müşterilerim markama sahip çıktılar. O zaman anladım ki, aslında geride bıraktığım yıllar boyunca sadece iş yapmamış, güven inşa etmişim.
Bu benim için çok kıymetli bir dönüm noktasıydı. İnsanların size güvenmesi, emeğinize inanması ve arkanızda durması bir girişimcinin alabileceği en büyük güç. O güven sayesinde Bilge Çiftliği bugün bulunduğu noktaya ulaştı ve ben de attığım adımın ne kadar doğru olduğuna bir kez daha inandım.
19 YILIN ÇIKTISI: DEĞİŞİME DİRENMEYİN
* Kaç yıldır bu sektördesiniz? Geriye dönüp baktığınızda meslek hayatınız boyunca sizi en çok etkileyen unutulmaz bir anınızı paylaşır mısınız?
– 2012’den bu yana gıda sektörünün içindeyim. Bilge Çiftliği’ni ise Şubat 2015’te kurdum. Bugün geriye dönüp baktığımda, markamızın 11’inci yılını geride bırakmanın gururunu yaşıyorum. Gıda sektörü öyle bir alan ki, bir kez içine girdiğinizde ondan kopmanız gerçekten çok zor. Çünkü bu iş sadece üretmek ya da satış yapmak değil; insan hayatına dokunmak, güven oluşturmak ve sürekli kendinizi geliştirmek demek. Bu yolculuk boyunca sayısız anı biriktirdim, çok değerli dostluklar kazandım ve her gün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyorum. Elbette rekabetin çok yoğun olduğu dönemler de yaşadık. Ancak ben rekabetin yıkıcı değil, geliştirici olduğuna inanıyorum. Zaman zaman aynı sektörde faaliyet gösterdiğimiz firmalarla bir araya gelerek birbirimizi desteklediğimiz, ortak akılla hareket ettiğimiz dönemler de oldu. Sonuçta herkes emeğinin ve nasibinin karşılığını alıyor.
Bilge Çiftliği de kuruluşundan bugüne çok önemli bir dönüşüm geçirdi. İlk yola çıktığımızda hedefimiz doğal ve katkısız gıda ürünlerini e-ticaret üzerinden tüketiciyle buluşturmaktı. Bugün ise dondurulmuş sandviç ve grab & go ürünleri üreten, FSSC 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Belgesi’ne sahip kurumsal bir üretim tesisi haline geldik. Bence bu yolculuk bana en önemli dersi verdi, değişime direnmemek gerekiyor. Sektörün ihtiyaçlarını doğru okuyup kendinizi geliştirdiğinizde hayal ettiğinizden çok daha farklı ama çok daha güçlü bir noktaya ulaşabiliyorsunuz.
HİÇBİR BAŞARI TESADÜFEN ELDE EDİLMİYOR
* Gıda sektörü yoğun tempo, disiplin ve özveri gerektiriyor. Bir kadın girişimci ve yönetici olarak karşılaştığınız zorluklar neler oldu? Bu zorlukları nasıl aştınız?
– Kadın yönetici olmanın yalnızca gıda sektöründe değil, iş hayatının her alanında kendine özgü zorlukları olduğunu düşünüyorum. Özellikle bir anneyseniz, aynı anda hem ailenize hem işinize hem de kendinize karşı sorumluluk taşıyorsunuz. Zaman zaman birçok görevi aynı anda yönetmek zorunda kalıyorsunuz.
Ancak yaptığınız işi gerçekten seviyorsanız bu sorumluluklar bir yük olmaktan çıkıp sizi motive eden bir güce dönüşüyor. Ben çalışmayı çok seven bir kadınım. Başarının emek, sabır ve istikrar gerektirdiğine inanıyorum. Hiçbir başarı tesadüfen ya da kolayca elde edilmiyor. Bugün geriye dönüp baktığımda, Bilge Çiftliği’nin ilk yıllarında aldığımız ödüllerin verdiğimiz emeğin en güzel karşılığı olduğunu görüyorum. O ödüller bize sadece gurur değil, aynı zamanda yolumuza daha büyük bir inançla devam etme motivasyonu kazandırdı.
Şirketimizin kuruluşunun ilk yılında Amerika’da Packaging of the World tarafından En İyi Ambalaj Tasarımı Ödülü’ne layık görüldük. Ardından 2017’de Anadolu Markaları Yarışması’nda küçük işletmeler kategorisinde birincilik elde ettik. Bir yıl sonra Facebook She Means Business Platformu’nda Türkiye’nin başarılı 20 kadın girişimcisinden biri seçildim. Geçtiğimiz yıllarda ise Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nda ilk 100 kadın girişimci arasında yer almak benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Elbette en büyük ödül, müşterilerimizin memnuniyeti ve markamızın yıllar içinde büyümesi. Ancak emeğinizin bağımsız platformlar tarafından takdir edilmesi insana büyük bir güç veriyor. Bu ödüller bana her zaman doğru yolda olduğumu hatırlatan birer motivasyon kaynağı oldu.
KALBİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN, PES ETMEYİN
* Kadınların iş hayatındaki yeri hakkında neler düşünüyorsunuz? Özellikle kendi yolunu çizmek isteyen genç kadınlara ne tavsiye edersiniz?
– Aslında bunu sadece kadınlara değil, kendi işini kurmak ya da kendi yolunu çizmek isteyen herkese söylemek isterim. En büyük tavsiyem, önce kendi kalplerinin sesini dinlemeleri. Çünkü çoğu zaman doğru olanı aslında içten içe biliriz. Hayat bize birçok işaret verir, onları duyup duymamak ise tamamen bizim seçimimizdir.
Başkalarının ne söylediğinden çok, kendi inancınıza kulak vermeniz gerekiyor. Kendinize güvenir, hedefinize inanır ve kararlılıkla çalışırsanız başarı er ya da geç gelir. Ancak başarı, bir gecede kazanılan bir şey değil. Emek ister sabır ister zaman ister. İş hayatı iniş çıkışlarla dolu bir yolculuk. Bazen çok hızlı ilerlersiniz bazen durup yeniden düşünmeniz gerekir. Hatta bazen birkaç adım geri atmanız daha güçlü bir sıçrama yapabilmeniz için gerekli olabilir.
En önemlisi ise asla pes etmemek. Ben hayallerin insanı ayakta tuttuğuna inanıyorum. Bu yüzden herkese tek bir şey söylemek isterim: Hayallerinizden vazgeçmeyin. Kendinize inanın, sabırla çalışın ve yolunuza devam edin. Çünkü hayat, peşinden cesaretle gidilen hayallerle çok daha güzel.
SEKTÖRE YÖN VERMEYİ DE ÖNEMSİYORUM
* Birbirinden özel tatlılar, sandviçler ve lezzetler hazırlıyorsunuz. Yeni bir ürün ortaya çıkarırken sizi ne motive ediyor? İlhamınızı nereden alıyorsunuz?
– Yeni bir ürün geliştirmek benim için işin en heyecan verici taraflarından biri. Bir sonraki sezon raflarda yer alacak sandviçlerin ya da tatlıların önce bizim mutfağımızda hayat bulması, ardından tüketicilerle buluşması tarif edilmesi zor bir mutluluk.
Bir fikrin önce hayal olarak doğması, sonra reçeteye dönüşmesi ve sonunda insanların beğenisine sunulması gerçekten çok özel bir süreç. En büyük motivasyonum ise yeni bir ürünü ilk kez tadan insanların yüzündeki tebessümü görmek ya da “Vay, harika olmuş” dediklerini duymak.
Ben sadece lezzet üretmeyi değil, sektöre yön vermeyi de önemsiyorum. Geliştirdiğimiz ürünlerin ilham vermesi, yeni trendler oluşturması ve tüketicilerin beklentilerini değiştirmesi benim için büyük bir haz. Sektöre yön verebilmek her yeni üründe beni yeniden motive eden en önemli duygu.
HER ELEŞTİRİ BİZİM İÇİN REHBER NİTELİĞİNDE
* Bir lezzetin başarılı olduğunu size hissettiren şey nedir? Müşterilerden aldığınız geri bildirimler sizin için ne ifade ediyor?
– Bir ürünün gerçekten başarılı olduğunu hissettiren en önemli şey, farklı yaş gruplarından ve farklı tüketici profillerinden ilgi görmesi. Yaşı, yaşam tarzı ya da alışkanlıkları ne olursa olsun insanların o ürünü tekrar istemesi, tavsiye etmesi ve talep göstermesi, benim için başarının en güçlü göstergesi. Ben geri bildirime çok önem veriyorum. Çünkü bana göre geri bildirim, iletişimin ve gelişimin temel taşı. Müşterilerimizin düşüncelerini dikkatle dinliyor, olumlu yorumlardan mutluluk duyarken eleştirileri de büyük bir fırsat olarak görüyorum.
Hiçbir eleştiriyi olumsuz bir durum olarak değerlendirmem. Tam tersine, her eleştiri ürünümüzü ve hizmet kalitemizi geliştirmek için bize yol gösteren değerli bir rehber kabul ederim. Bilge Çiftliği’nin bugün sürekli kendini yenileyen ve gelişen bir marka olmasının en önemli nedenlerinden biri de bu. Tüketicilerimizin sesine kulak veriyor, onların beklentilerini anlamaya çalışıyor ve her geri bildirimi bizi daha iyiye taşıyan bir fırsat olarak görüyoruz.
ÇALIŞANLARIMIZIN BÜYÜK KISMI KADIN
* Bir işletmenin vitrini kadar mutfağı da çok önemli. Mutfakta görünmeyen emek, ekip çalışması ve hazırlık süreçleri hakkında bize neler anlatabilirsiniz?
– Bilge Çiftliği’ni kurduğumuz günden bu yana en çok önem verdiğimiz konulardan biri güçlü bir ekip kültürü oluşturmak oldu. Bugün işletmemiz ağırlıklı olarak kadın çalışanlardan oluşuyor ve bununla büyük bir gurur duyuyorum. İşe alımlarda yalnızca deneyime odaklanmıyoruz. Bizim için en önemli kriter; öğrenmeye istekli, çalışmayı seven ve gelişime açık olmak. Mesleki bilgi ve deneyimi ekip arkadaşlarımıza biz kazandırıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, doğru eğitim ve doğru çalışma ortamı, insanların potansiyelini ortaya çıkarıyor. Yıllar içinde Bilge Çiftliği’nden yetişen birçok çalışma arkadaşımız bugün sektörün farklı alanlarında başarılı kariyerlerine devam ediyor. Bu yüzden Bilge Çiftliği için zaman zaman ‘bir işletmeden çok bir akademi’ tanımını kullanıyorum. İnsan yetiştiren, bilgi paylaşan ve gelişimi destekleyen bir kurum olarak anılmak bana büyük mutluluk veriyor.
HER ZORLUĞU FIRSAT OLARAK GÖRDÜM
* Bugüne kadar gurur duyduğunuz en önemli başarınız nedir? “İyi ki yapmışım” dediğiniz bir karar oldu mu?
– Bugüne kadar verdiğim en doğru kararın, konfor alanımdan çıkıp hayallerimin peşinden gitmek olduğuna inanıyorum. İyi ki, o cesur adımı atmışım. Çünkü bugün geriye dönüp baktığımda, bu zorlu ama bir o kadar da öğretici yolculukta 12 yılı geride bırakmanın gururunu yaşıyorum.
Girişimcilik bana en çok şunu öğretti: Pes etmemek, mücadele etmek ve yaşanan her zorluğu yeni bir başlangıç fırsatı olarak görebilmek. İş hayatında her şey planladığınız gibi ilerlemiyor. Bazen beklenmedik krizlerle bazen de sizi derinden sarsan olaylarla karşılaşıyorsunuz. Önemli olan, o anlarda umudunuzu kaybetmeden yeniden ayağa kalkabilmek.
Bunun en çarpıcı örneğini 2020 İzmir depreminde yaşadık. İmalathanemiz ağır hasar aldı ve ekipmanlarımızı büyük zorluklarla binadan çıkardık. O gün pes etseydim bugün uluslararası standartlarda üretim yapan ve ürünlerini dünyanın farklı ülkelerine ulaştıran bir işletme olamazdık.
Bu yüzden benim için en büyük başarı aldığım ödüller ya da ulaştığım rakamlar değil, bütün zorluklara rağmen yoluma devam edebilmiş olmak. Çünkü inanıyorum ki, başarı, hiç düşmemek değil; her düştüğünüzde yeniden ayağa kalkabilmek demek. Ben de her şeye rağmen vazgeçmediğim için bugün kendimle gurur duyuyorum.
ÖNCE ULUSAL SONRA GLOBAL PAZARLAR
* Önümüzdeki döneme dair hedefleriniz ve hayalleriniz neler? Yeni projeleriniz var mı?
– Hayaller ve hedefler olmadan gerçek bir başarının mümkün olduğuna inanmıyorum. Çünkü insanı ileriye taşıyan, her sabah yeniden motive eden şey tam da o hayaller. Hedefleriniz ne kadar net olursa, attığınız adımlar da o kadar sağlam oluyor. Önümüzdeki dönemde en büyük hedeflerimden biri, Bilge Çiftliği’ni ulusal ve uluslararası pazarda çok daha güçlü bir konuma taşımak. Markamızın sadece kafe ve restoranlarda değil, herkesin kolayca ulaşabileceği ulusal zincir marketlerde ve farklı satış kanallarında daha yaygın yer almasını istiyorum. Bir sonraki hedefimiz ise uluslararası pazarlarda daha güçlü bir şekilde yer almak. Yolumuz uzun ama hayallerimiz büyük. Bizi ileriye taşıyan da tam olarak bu inanç ve heyecan.
EN ÖNEMLİSİ HEYECANI KAYBETMEMEK
* Başarıyı sizin gözünüzden tanımlarsak, başarılı bir kariyerin temelinde hangi değerler yer alıyor?
– Benim için başarı yalnızca büyümek, ödül almak ya da rakamlarla ölçülebilecek bir kavram değil. Başarı; güven oluşturabilmek, sözünüzün arkasında durabilmek ve insanlara değer katabilmek. Bir kariyerin temelinde dürüstlük, disiplin, çalışkanlık, sabır ve en önemlisi sürdürülebilirlik olmalı.
Bir gün çok başarılı olabilirsiniz ama o başarıyı yıllarca aynı kaliteyle devam ettirebilmek asıl başarıdır. Ben her zaman şuna inandım; işinizi seviyorsanız, sürekli öğrenmeye açıksanız ve değişime ayak uydurabiliyorsanız başarı zaten sizi takip ediyor. En önemlisi ise hiçbir zaman ilk günkü heyecanınızı kaybetmemek.
İLHAM VEREBİLİYORSAM NE MUTLU BANA
* Son olarak hem girişimcilik yolculuğuna çıkmak isteyen gençlere hem de okurlarımıza vermek istediğiniz mesaj nedir?
– Hayat bana şunu öğretti: Hayalleriniz varsa, onları gerçekleştirmek için mutlaka cesur bir adım atmanız gerekiyor. Hiçbir başarı tesadüfen gelmiyor. Emek vermeden, sabretmeden ve mücadele etmeden kalıcı bir başarı elde etmek mümkün değil. Zaman zaman yorulacaksınız, hata yapacaksınız, hatta belki vazgeçmeyi bile düşüneceksiniz. Ama tam da o anlarda neden başladığınızı hatırlayın. Çünkü başarı, vazgeçmeyen insanların hikâyesidir.
Ben bugün geriye dönüp baktığımda, ‘İyi ki, hayallerimin peşinden gitmişim’ diyorum. İyi ki korkularıma teslim olmamışım. Eğer bir kişiye bile ilham verebilirsem kendimi mutlu hissederim. Hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Kendinize inanın, çok çalışın, sabırlı olun ve yolculuğun tadını çıkarın. Çünkü bazen en güzel başarı ulaştığınız hedef değil, o hedefe giderken dönüşen siz oluyorsunuz.





