Yaban av hayvanı rehberliğinden çiçek tasarımcılığına: Azmin ve dönüşümün hikâyesi

Hayat bazen insanı hiç beklemediği yollara çıkarır. Kimi zaman doğanın en sert koşullarında kimi zaman da en zarif detayların içinde kendimizi yeniden keşfederiz. Ayşegül Çetin Candoğan’ın hikâyesi de tam olarak böyle bir yolculuğun izlerini taşıyor.

Yıllarca Orman Bakanlığı bünyesinde farklı görevlerde çalışarak yaban hayatının içinde yer alan, erkek egemen bir alanda öncü bir rol üstlenen Ayşegül Çetin Candoğan, emekliliğinin ardından bambaşka bir dünyaya adım atıyor.

Av turizmi rehberliği gibi zorlu ve alışılmışın dışında bir meslekten zarafetin ve estetiğin simgesi olan çiçek tasarımcılığına uzanan bu dönüşüm cesaretin, öğrenme tutkusunun ve üretme arzusunun güçlü bir örneği.

Bugün Türkiye’nin ilk ve tek ‘Foamiran’ çiçek eğitmeni olarak kadınlara ilham veren Candoğan sadece kendi hayatını değil, dokunduğu pek çok kadının hayatını da değiştirmeye devam ediyor.

HEP FARK YARATACAK BİR YOL ARADIM

* Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

– 59 yaşındayım, evliyim ve bir kız çocuğu annesiyim. Makine teknikeriyim. Orman Bakanlığı’na bağlı çeşitli illerde, farklı görevlerde 25 yıl çalıştım. Şu anda Türkiye’nin ilk ve tek ‘Foamiran’ çiçek eğitmeniyim ve Denizli’de yaşıyorum.

* Yabani hayvan avcılığı rehberliği yaptınız. Bu meslekle yolunuz nasıl kesişti?

– Meslek hayatıma Manisa Ağaçlandırma Başmühendisliği’nde başladım ve yaklaşık 10 yıl burada görev yaptım. Ardından Antalya Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne geçtim. Bir süre sonra av turizminden sorumlu personelin başka bir göreve atanmasıyla bu görev bana verildi.

O güne kadar bu görev hep erkekler tarafından yürütülmüştü. Bu alanda görev alan ilk kadın oldum. Başlangıçta zorlandım. Çünkü hem muhataplarım yerli ve yabancı avcılardı hem de konuya dair bilgi birikimim yoktu. Kanunları, yönetmelikleri ve uygulamaları öğrenmek zorundaydım. Zamanla kendimi geliştirdim, hatta bu alanda seminerlerde eğitmenlik yapacak seviyeye ulaştım.

Meslek hayatım boyunca unutamadığım pek çok anı biriktirdim. Bir gece saat 01.00 civarında gelen bir telefon hâlâ aklımda. Arayan bir avcı, vurduğu geyiğin boynuz uzunluğunun cezaya girip girmeyeceğini soruyordu. O an anladım ki, bu meslek mesai saatleriyle sınırlı değil. Ben de hiçbir zaman işimi belirli saatlere sığdıran biri olmadım.

* Bir kadın olarak bu meslek size ne gibi zorluklar yaşattı?

– Bu alanda kadın olmak gerçekten zordu. Sürekli erkek avcılarla iletişim halindesiniz. Çoğu zaman mevzuatı yeterince bilmedikleri için kendi doğrularını savunabiliyorlar. Ancak yabancı avcılar çok daha bilinçliydi, kurallara hakimiyetleri oldukça yüksekti. Bu nedenle onlarla çalışmak çoğu zaman daha kolaydı.

ÜRETMEK BENİM İÇİN BİR YAŞAM BİÇİMİ

* Sonrasında bambaşka bir alana yöneldiniz. Bu değişim nasıl başladı?

– 25 yılın ardından emekli oldum ancak üretmeden durmak bana göre değildi. Kısa sürede yeni bir arayışa girdim. Denizli Ticaret Odası, Boğaziçi Üniversitesi ve Coca-Cola’nın ortaklaşa yürüttüğü ‘Kız Kardeşim’ projesine katıldım. Bu eğitimde girişimcilik üzerine önemli kazanımlar elde ettim. Eğitimde söylenen bir cümle benim için dönüm noktası oldu: “Ne yaparsanız yapın, mutlaka fark yaratın.”

Bu sözün peşinden giderek araştırmalar yapmaya başladım. Önceleri hobi olarak çanta örüyordum. Sonrasında ‘Eva’ malzemesiyle yapılan çalışmalarla tanıştım ve kuklalar üretmeye başladım. Ardından Foamiran’la yapılan çiçekleri keşfettim.

Kendimi geliştirmek için Rusya’daki eğitmenlerden online dersler aldım. Hatta bu malzemenin Türkiye’de bulunabilmesi için yurt dışındaki tedarikçilerle iletişime geçtim. Zamanla bu alanda uzmanlaştım ve çeşitli illerde workshoplar düzenlemeye başladım. Pandemi dönemini de fırsata dönüştürerek eğitimlerime yoğunlaştım. Sonrasında sınavlara girerek çiçek öğretmeni oldum ve 4 yıl boyunca halk eğitim merkezlerinde eğitmenlik yaptım.

* Bugün neler yapıyorsunuz?

– Sekiz öğrencimle Sidelya Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ni kurduk. Kooperatifimizde Eva’dan dev çiçekler üretiyor, organizasyon firmalarıyla iş birlikleri yapıyor ve eğitimler vermeye devam ediyoruz. En büyük hedefimiz daha fazla kadının ekonomik özgürlüğünü kazanması ve bir meslek sahibi olması. Aynı zamanda çeşitli kadın dernekleri ve vakıflarla gönüllü çalışmalar yürütüyoruz.

KADIN İSTERSE HER ŞEYİ BAŞARABİLİR

* Son olarak ne söylemek istersiniz?

– Her zaman şuna inanırım: Bir kadının isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Yeter ki, kendine güvensin ve azimle çalışsın. Hayatım boyunca çok çalıştım, çok araştırdım ve üretmekten hiç vazgeçmedim. Yeni bir şey ortaya koymak büyük bir mutluluk. Ama en büyük mutluluk, yaptıklarınızla başka bir kadının hayatına dokunabilmek.

Paylaş

Yazarın Diğer Yazıları