Dünyanın dört bir yanında hayal gücünü zorlayan ve “Bu gerçekten bir bina mı?” dedirten o kadar çok yapı var ki…
DANS EDEN EV (Prag, Çekya): Vlado Milunić ve Frank Gehry tarafından tasarlanan bu bina aslında ünlü dansçılar Fred Astaire ve Ginger Rogers’ı simgeliyor.
SEPET BİNA (Ohio, ABD): Bir ofis binasının devasa piknik sepeti şeklinde olduğunu hayal edin… Longaberger’ın eski genel merkezi tam olarak bu şekilde. Şirketin en popüler ürünü (orta boy pazar sepeti) tam 160 kat büyütülerek binaya dönüştürülmüş. Sapları kışın donmasın diye ısıtma sistemine bile sahip!
KANSAS HALK KÜTÜPHANESİ (Missouri, ABD): Kitap okumaya teşvik etmek için binayı dev bir kitaplığa dönüştürmek sizce de harika bir fikir değil mi? Otopark duvarı yan yana dizilmiş 25 dev kitap sırtından oluşurken, kitapların isimleri bölge halkının oylarıyla belirlenmiş klasik eserlerden oluşturulmuş.
KÜP EVLER (Rotterdam, Hollanda): Mimar Piet Blom bu evleri 45 derece eğerek ağaç formunda tasarlamış. Evlerin içine girildiğinde duvarlar ve pencereler alışılmadık açılarda duruyor. Her küp bir ağacı, küplerin birleşimi ise ormanı temsil ediyor.
ÇARPIK EV (Sopot, Polonya): Çizgi filmden fırlamış gibi görünen bu bina, Polonyalı bir masal çizerinin eserlerinden ilham alınarak yapılmış. Dışarıdan bakıldığında bina sanki bir aynanın önünde eriyor veya bükülüyormuş gibi illüzyon yaratıyor. İçinde ise alışveriş merkezi ve ofisler var.
PİYANO VE KEMAN BİNA (Huainan, Çin): Müzik severlerin favorisi olabilecek bu bina tamamen camdan bir kemanın dev bir piyanoya yaslanmasından oluşuyor. Kemanın içinden geçen merdivenler ve asansörlerle piyano şeklindeki ana binaya giriyorsunuz. Gece aydınlatması ise büyüleyici.
HABİTAT 67 (Montreal, Kanada): Üst üste rastgele atılmış beton bloklar gibi görünse de aslında bu bir toplu konut projesi. 354 adet beton kutunun birleşimiyle oluşan bu yapı, her daireye kendine özel bir bahçe ve teras alanı sağlıyor.
SELFRIDGES BİNASI (Birmingham, İngiltere): Üzeri 15 bin adet parlak alüminyum diskle kaplı. Bir binadan ziyade, dev bir gümüş deniz canlısına benziyor.
TAŞ EV (Casa do Penedo, Portekiz): Dört dev kaya parçasının arasına inşa edilmiş. Modern bir Çakmaktaşlar evi gibi ancak kurşun geçirmez camları ve yüzme havuzu var.
RYUGYONG OTELİ (Pyongyang, Kuzey Kore): Kıyamet Oteli olarak da bilinyor. 330 metre yüksekliğinde dev bir piramit şeklinde.
GUGGENHIEM Müzesi (Bilbao, İspanya): Frank Gehry’nin başyapıtı. Rastgele bükülmüş titanyum panellerden oluşuyor ve güneşte dev bir balığın pulları gibi parlıyor.
WALDSPIRALE (Darmstadt, Almanya): Avusturyalı sanatçı Hundertwasser tarafından tasarlanmış. Binanın hiçbir yerinde düz çizgi veya dik açı yok. Çatısı ise tamamen bir orman.
KABUK EV (Mexico City, Meksika): Bir deniz kabuğunun içini andıran, rengarenk cam mozaiklerle dolu, köşesiz ve tamamen akışkan bir yaşam alanı.
LOTUS TAPINAĞI: (Yeni Delhi, Hindistan): Dev bir lotus çiçeği şeklinde, 27 serbest mermer taç yaprağından oluşuyor.
ATOMIUM (Brüksel, Belçika): Bir demir kristal birim hücresinin 165 milyar kez büyütülmüş hali.
MIND HOUSE (Barselona, İspanya): Tasarımı ünlü mimar Gaudi’ye ait bu bina şekerlemelerle kaplı bir masal evini andırıyor.
BİREYSEL SARAY (Hauterives, Fransa): Bir postacının 33 yıl boyunca topladığı tuhaf şekilli taşlarla tek başına yaptığı saray.
WONDERWORKS (Tennessee, ABD): Tamamen ters inşa edilmiş bir laboratuvar binası. Sanki gökten düşmüş gibi duruyor.
MARİNA BAY SANDS (Downtown Core, Singapur): Üzerinde dünyanın en ünlü sonsuzluk havuzu da bulunan bu yapı üç gökdelenin üzerine konmuş devasa bir gemiyi andırıyor.
BURJ AL ERAB (Dubai, BAE): Denizin ortasındaki bir yapay adada, dev bir yelkenli şeklinde tasarlanmış.











