Tire bizler için yabancı bir yer değil… Üstelik çok da yakın. Yıllardır giderim. Koca kentten gidip yeşilliklerin içinde kaybolmak en büyük keyiftir. Hep bir vahaya benzetirim tarih kokan bu ilçeyi. Parkında oturmak, taş döşemeli sokaklarında gezmek, bir su kenarında soluklanmak, bir bardak çayın sıcaklığında anılara dalmak çok hoştur. Bir etkinlik olunca isteyerek, severek gittiğimiz yeşil, yemyeşil şirin ilçedir Tire.
Aynı zamanda ülkemizde son demlerini yaşayan zanaatçılığın da merkezidir. Gün boyu eski evlerin, o güzelim mimari yapıları, eskimeyen hanların süslediği sokaklarda dolaşmak yaşama tat katar. Zanaat erbabıyla söyleşmeyi çok severim. Keçeciden urgancıya, nal yapımcısından semercisine kadar dostlarla söyleşmek, mesleklerini yaşatmak için çırpınmalarını görmek de bir mutluluktur benim için. Halk kültürümüzün değişmezleridir onlar. At ve eşekler için el emeği göz nuru süslemeler, takıların -ben öyle derim- semer yapımındaki incelikler, nazar boncuklu süslemeler nasıl da göz alır.
SABAHIN 6’SINDA KUYU KEBABI
Sabahın erken saatinde kuyu kebabı yemek için yollara düşmenin keyfi neye değişilir ki… Sabahın ilk saatlerinde fırınlardan gelen ekmek kokusu geçmişte unuttuğumuz çoğu şeyi de beraberinde getirir. Kuyu kebabın isteklileri çoktur. Sabahın 6’sında dükkân dolmuştur. Kuzunun yağında pişirilen çorba, arkasından gelen mis kokulu etin lezzeti günlerce aklınızdan, tadı damağınızdan gitmez.
Sonra, sessizlikte yudumlanan çayın tadı bir başkadır. Güneş ışığı yükselirken şirin ilçe de kendine gelmiştir artık. Bir de ilçenin pazarına denk gelmişse bulunduğunuz günler değmeyin keyfinize… Pazarlar salı ve cuma günleri kuruluyor. Köylü bahçesinde, tarlasında yetiştirdiği ürünleri toplayıp gelmiştir erkenden. Pazarın görüntüsü kaç tabloya bedeldir. Domates, salatalık kokularını duyumsarsınız. Meyvelerin, sebzelerin tazeliği gözünüzü alır. Ülkemizin en büyük pazarlarındandır.
Zamanınız varsa Tire’nin yükseklerine tırmanıp değişik tatları da tadabilirsiniz. ‘Kaplan’ denilen yere gittiğiniz de inmek istemezsiniz. Ağaçlar sarmıştır her yeri, yeşillikler içinde masanızda onlarca çeşit yeşilliği tatmanın keyfini yaşarsınız. Kabak çiçeği dolmasından karpuz kabuğu tatlısına kadar adını sayamayacağım ot yemekleri iştahınızı daha bir açar. Cambaz Mahallesi de ilçeyi tepeden gören bir yerdedir. Bir çay içmek, yöreye özgü yemekleri tatmak için gidilmesi gereken yerlerdendir.
CUMHURİYET’LE YAŞIT GEÇMİŞ
Tire’de zanaatla içli dışlı olurum. Keçecilik şimdi bile yaşamaktadır, harikalar yaratılmaktadır. Keçe ile ipeğin birlikteliği anlatılır gibi değildir. Yıllar önce bir etkinlik için gittiğimizde tanışmıştık ‘Cön Keçe’ ile. Mekânın sahibi Arif Cön usta. 1924’te kurulmuş bir işletme. Dedelerden kalmış bir zanaat atölyesi. Yıllarını vermiş bu zanaata, zanaattan çıkıp sanata yönelmiş yaratıcı hünerli biri. Üretim yaptığı sokak zanaat ustalarının yeridir. Dükkânına uzaktan bakınca kır çiçekleriyle süslü bir bahçe gibi görünür. Onlarca renk ve tonda süslenmiş keçeler iş yerinin çevresini süsler. Aslında orası dükkândan çok bir atölyedir. Birbirinden farklı kök boyalarla yaratılan eserler ayrı bir güzellik katar mekânın içine ve dışına. Orası her mevsim baharı, ilkbaharı yaşar, izleyenlere de bunu yaşatır. Atölyenin dışında bin bir ton renkle karşılanırsınız, uyum içeride de sürer. Yapılmış, bitmiş birçok giyim eşyası askılara asılmış alıcısına kavuşacağı günü bekler.
Arif usta bu işe ömrünü adamış, keçecilik yaşasın diye çırpınıp duran biri. Kendi çabasıyla Hollanda ve Finlandiya’dan öğrenciler getirip onlara işi öğretir. Keçe alımında en çok İskandinav ülkeleri başı çekmekteymiş. Keçeye nasıl can verileceğini incelikleriyle dünya insanına da öğretiyor. Ülkemizde çırak bulmakta zorlandığını her gidişimde anlatır. “Her türlü imkânı sağlarım ama nedense çocuklar, gençler bu işe sıcak bakmaz” der.
Aile işletmesi gibidir. Ailece çalışırlar. Bir de yakın akrabaları Dilek Hanım ben bildim bileli orda çalışır. Her işi yapar, üretimden satışa girmediği iş yok gibidir. Sıcakkanlı biridir. Keçenin sıcaklığı işlemiş, bir de kalbinin sıcaklığı eklenirse gerisini siz düşünün. Her gittiğimde, “Çay, kahve, ayran, hangisini içersiniz?” diye sorar. Mevsimindeyse, “Koruk suyu için” der. Arif usta, işinin erbabı olduğu gibi dostluğunda arkadaşlığın da erbabıdır.
GELİNLİĞİ DE VAR ANAHTARLIĞI DA
Bu atölyede keçeye can verilir. Keçe dediğimiz yün türevinden neler yapıldığına ağzınız açık kalarak izlersiniz. Öncelikle boyunları soğuktan korumak için atkı türü aksesuvarlar. İşte onlar yapılırken keçe ile ipek işlenir, hayal edemeyeceğiniz güzellik demeti çıkıverir ortaya. Yelekler, keçeden ceketler çıkar ki, renkleri gökkuşağını andırır. Kökboyaların çeşitliliği albeniyi artırır. Almanız için insanı kışkırtır. Aldığınız basit bir yün ceket değildir artık. El emeği göz nuru, sanatla zanaatın birleştiği bir güzellik abidesidir. İç piyasadan çok, soğuk ülkelere çalışırlar. Artık iç piyasadan da istekler karşılanıyor. Kargoyla her yere ulaştırılıyor.
Onlarca giysi çeşidi yapılıyor. Erkekler için de keçeden ceketler, yarım yelekler üretiliyor. Kahverengi ve beyaz renkli keçelerden. Çobanlar için kepenekler de var. Anadolu’dan istek oluyormuş. Su ve soğuk geçirmeyen kepenekler. Terlikler sağlam ve kış günleri için sıcacık tutan el emekleri ilgi görüyorlar. Keçeden minderler de bir harika. Yataklara serilen keçe çarşaflar insan bedenine ilaç gibi geliyormuş. İşi sanata dökmüşler dedim ya, keçeden gelinlik bile üretmişler. Gazetelere, televizyona haber olunca da keçe gelinlikler ilgi görmüş. Keçeden anahtarlıklara ne demeli? Çizgi film karakterlerine keçeyle can veriyorlar. Çok sevimli anahtarlıklar çıkıyor ortaya.
YOLUNUZ DÜŞERSE MUTLAKA UĞRAYIN
Arif Cön severek üretiyor her şeyi. Onun tek üzüntüsü geleceği olmayan bir zanaatla uğraşması. “Meslek liselerinde keçecilik dersi, keçecilik bölümü olmalı. Belediyeler de bu işe el atmalılar. Bizler her türlü katkıyı vermeye hazırız, hem de karşılıksız. Atalarımızdan kalan bir miras yok olmamalı” diyor. Keçe sağlıktır, sentetiklere benzemez. Yaz kış da kullanılır. Aslında çok şey anlatıyor keçe uzmanı, özünü aktarmak da bana kalıyor.
Yolunuz Tire’ye düşerse mutlaka uğrayın, keçeye nasıl can verildiğine tanık olun. Güzelim ürünler ortaya çıkarken makinenin esi kulaklarınızda özgün bir ezgi gibi kalacaktır. Ne büyüksün Anadolu ne güzel işlere öncülük etmişsin. Bağrından nice zanaatlar çıkmış. Günümüzde ise zanaatın sanata dönüşmesine tanıklık ediyoruz…





