Kolanın karası hayatımıza girmeden önce o vardı… Ellerde minderler ve ceketlerle gidilen yazlık sinemalarda ‘5 dakika ara’ların en aranılan içeceğiydi. Işıklar yanar yanmaz büfeye koşulur, birbiri ardına patlayan kapaklar yere düştükçe ışıklar sönmeden yerine dönüp oturmanın stresi yaşanırdı.
Patlak topla yapılan mahalle maçlarının vazgeçilmez iddia konusuydu.
Kahvelerde tavla ya da iskambil oyunlarının müzmin mağlupları ile dalga geçmenin en naif aracıydı.
Teneffüslerde yenilen gevreğin en yakışıklı eşlikçisiydi.
Şişelerinin kapakları hem çocuk oyunlarının ganimeti hem de koleksiyonerlerin renkli objeleriydi.
Sözün özü, Amerikan malı kolaların küresel hegemonyasına yenik düşmeden önce siyah-beyaz hayatımızın en havalı parçasıydı.
Öyle ki, adının Fransızca ‘gazeuse/gazeux’ (karbonatlı/gazlı) sözcüğünden geldiğini bilmeyenler için öz be öz bizdendi. Tam bir Türk, tam bir İzmirliydi…
Evet, son yıllarda market raflarında daha çok görmeye başladığımız ‘gazoz’dan bahsediyoruz. Ya da çocukların deyişiyle ‘gacoz’ veya ‘gagoz’dan…

BİRİ BULDU BİRİ TİCARİLEŞTİRDİ
Meyve esansı, şeker ve karbondioksitle yapılan, basınçlı hava ile şişelenen gazoz 1767’de İngiliz doktor Joseph Priestley tarafından icat edildi. Bu gazlı su pek çok alkolsüz içecek gibi gazozun da temel bileşeni oldu. İsviçreli Johann Jacob Schweppes ise gazoz fikrini ticari hale getirerek modern dünyaya tanıttı.
Ülkemizde ise gazozun geçmişi Osmanlı’ya kadar dayanıyor. İlk gazoz fabrikası 1890’da Beyoğlu’nda, Ermeni kökenli iş insanı Aleksandr Mısırlıoğlu ve ortakları Ligor Bazlamacıoğlu ile Leon Şor tarafından kuruldu. Daha sonra ‘Hasanbey’, ‘Neptün’, ‘Hürriyet’ gibi markalar çıktı.
İzmir’in ilk gazozu ise 1894-1895’te Osmanlı Ermenisi Balyozzadeler’den Matyos’a ait. 20’nci Yüzyıl başında İzmir’de 4 gazoz imalatçısının varlığı biliniyor. 4’ü de Rum olan bu işletmeciler; D. Boyacis, E. Evstathiu, K. Konstantinidis ve Th. Mangariotis.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında İzmir’deki en önemli gazoz imalatçılarından ikisi İsmail Hakkı Bey ile Hacı Zülfikarzade Mehmed Said Bey’di. 1926’da yayımlanan bir ticaret rehberindeki ilandan da anlaşıldığına göre Basmane Gaziler Caddesi 90 numara adresindeki İsmail Hakkı Gazoz Fabrikası’nda gazoz, limonata, sinalko ve sifon adıyla soda imal edilmeye başlandı. İlana göre bu içecekler Halkapınar suyuna halis esans ve sitrik asit karıştırılarak hazırlanıyordu.
1930’lu yıllara gelindiğinde bu imalathanelere İzmir’in belki de en önemli gazoz imalatçılarından biri olarak kabul edebileceğimiz Çeşmeli İsmail Hasan Bey katıldı. Ve yıllar geçtikçe yeni üreticiler yeni markalarla piyasaya girdi. İzmir’in en eski markalarından biri de 1945’li yıllarda Nurettin Özertuğrul tarafından üretilmeye başlanan ‘İmren’ gazozuydu.
1960’lı yılların ortalarında gazetelerde de sık sık gazoz reklamları yer alıyordu. O dönem gazoz sektörünün zirvesindeki Ege Meşrubat Sanayii’nin ürettiği ‘Sunal Kokteyl’ ve ‘Cincibir’, “Cincibir Tadını İçen Bilir” sloganıyla unutulmaz markalar arasına girdi.
Kaynaklara göre İzmir’de yaklaşık 500 marka altında gazoz üretilirken, kimi kısa sürede piyasadan silindi kimi de hem ticari hayata hem hafızalara kazındı. Kısacası, gazoz sadece bir içecek değil, hızlı tüketimi dayatan yapaylığa karşı geleneksel bir direniş, kentlerin hafızası, çocukluğumuzun kilidini açan bir anahtar oldu.
İZMİR’İN GAZOZLARI, DÖKÜLÜR KAPAKLARI
9 Eylül (Tepeköy-Torbalı), 35.5 (Karşıyaka), Ada (Kemalpaşa), Alacaat (Çeşme), Bahar (Tire), Başargan (Tire), Bugün (Karşıyaka), Bulgurca , Buzzy (Torbalı), Cincibir, Çağlayan (Menemen), Çamlıdağ (Kınık), Çeşmeli Hasan, Çınarlı, Efes (Bornova), Ender (Bergama), Enhoş (Alaybey), Erşen, Florya (Göztepe), Güzel İzmir, Güzel Karşıyaka, Huzur, İçenbilir, İmbat, İmren (Bornova), İsmail Hakkı, Lider (Bayındır), Mis Kola, Neşe, Huzur, Sen Sun, Sevilen, Su-Ga (Bornova), Sun, Sunal Kokteyl…












