Kışın son günlerini yaşadığımız bugünlerde, kendini toparlayan cildiniz, baharın gelmesiyle yeniden leke tehdidi ile karşı karşıya kalacak. Bunun olmaması için önleminizi şimdiden alın.
Kış aylarında güneşin yakıcı etkisinden kurtulan cildinizde yaz lekeleri azalmış, daha pürüzsüz bir görünüme kavuşmuştu. Ancak baharın gelmesiyle bu tehdit yeniden hortlayacak. Daha dik bir açıyla gelen güneş ışınlarına daha uzun süre maruz kalan cildinizde yeniden lekeler ortaya çıkmaya başlayacak. Bunun için şimdiden önlem almanızda fayda var. Ancak unutmayın ki leke tedavisi kulaktan dolma bilgilerle, evde hazırlanan maskelerle veya rastgele kremlerle çözülemeyecek bir süreç.
HER LEKE AYNI DEĞİL
Cildimizde gördüğümüz her koyuluk aynı nedene dayanmıyor. Halk arasında ‘güneş lekesi’ deyip geçtiğimiz tablolar aslında melazma, solar lentigo (yaşlılık lekesi), seboreik keratoz (bir çeşit ben türü) ve sivilce sonrası kalan izler olabilir. Her birinin derinliği ve tedaviye verdiği yanıt farklı. Bu nedenle uzman bir dermatolog muayenesi olmadan başlanan tedaviler lekeyi açmak yerine daha da koyulaştırabiliyor.
GÜNEŞ LEKESİ NASIL OLUŞUR?
Güneş lekeleri ciltte melanin üretiminin artmasıyla ortaya çıkıyor. Bu artışın arkasında birden fazla faktör bulunuyor: Uzun süreli ve korunmasız güneş maruziyeti, hormonal değişimler, genetik yatkınlık, yanlış veya düzensiz cilt bakımı, bazı ilaçların cildi güneşe daha hassas hale getirmesi.
NELER YAPILABİLİR?
Son dönemlerde leke tedavisinde artık tek tip çözümlerden ziyade kombine tedaviler daha ön plana çıkıyor. Klinik ortamında uygulanan ve başarı oranı yüksek yöntemler ise şunlar: Krem tedavileri, kimyasal peelingler, enzim peeling maskesi, gençlik aşıları, lazer tedavileri. Bu yöntemler tek başına veya kombine olarak kullanılabiliyor. Tedavinin kişiye özel olarak planlanması, her hastaya aynı ürün ya da aynı tedavi yönteminin uygulanmaması gerekiyor. Pek çok kişinin yaptığı en büyük hata cildi agresif bir şekilde soymaya çalışmak oluyor. Leke tedavisi bir savaş değil, bir iyileştirme süreci. Eğer cildin bariyerini bozacak kadar sert ürünler kullanılırsa, cilt kendini korumak için daha fazla pigment üretiyor ve leke daha belirgin hale geliyor. Bu nedenle cildi hırpalamadan, kontrollü bir yenilenme sağlamak gerekiyor.
Bahar ayları leke tedavileri açısından oldukça kritik bir dönem. Güneşin artarak etkisini göstermeye başladığı bu süreçte cildinizi güneşten ne kadar korursanız leke tedavisinden o kadar iyi ve hızlı sonuç alabilirsiniz.
///
FOOD-MAG
HEM TAT HEM SIHHAT
Yemeklere lezzet vermek için eklediğimiz baharatların sağlığa da sayısız faydası var.
Bağışıklık sistemini güçlü tutmanın en doğal yollarından biri, sofralara şifalı baharatları eklemekten geçiyor. Güçlü bir bağışıklık sisteminin, doğru beslenmenin ve temiz gıdanın önemini sürekli vurgulayan uzmanlar, biberiye, kekik, sumak, nane, karabiber ve pul biber gibi baharatların yalnızca yemeklere lezzet katmakla kalmadığını; vücudu hastalıklara karşı koruyan güçlü birer doğal destek olduğunu söylüyor. Türk mutfağının vazgeçilmezi katkısız ve doğal baharatların faydaları saymakla bitmiyor. Daha fazla kullanılmasını öneren araştırma sonuçlarına göre baharatların faydaları kısaca şöyle:
TARÇIN: Özellikle kan şekeri yüksek olan kişiler için ideal. Şeker eklemeden yiyeceklere tatlı bir tat veriyor. Araştırmalar, tip 2 diyabetli kişilerde kan şekeri düzeylerini düşürebileceğini gösteriyor. Tarçının ayrıca yüksek kan kolesterolü ve trigliserit düzeylerini azaltmak gibi kalp sağlığına faydaları da var.
ZERDEÇAL: Hafızayı kuvvetlendirerek öğrenme becerisinin yanı sıra unutkanlık, öğrenme güçlüğü gibi sorunların hafiflemesine yardımcı oluyor. Kilo verme desteği açısından da umut verici olan zerdeçalın biyoaktif bileşikleri ayrıca insülin duyarlılığını iyileştirerek kilo kaybına destek veriyor.
ZENCEFİL: Asya kültürlerinde binlerce yıldır mide rahatsızlığı, ishal ve mide bulantısını tedavi etmek için kullanılıyor. Araştırmalar zencefilin hamileliğe bağlı mide bulantısını hafifletmede ve ameliyat sonrası karın rahatsızlığını azaltmada etkili olduğunu gösteriyor. Kusmaya da yardımcı oluyor.
ACI PUL BİBER: Kapsaisin içeren acı pul biber, antioksidanlar ve antiinflamatuar bileşikler açısından çok zengin. Kapsaisin beyne gönderilen ağrı sinyallerinin sayısını azaltıyor. Ayrıca; ülsere neden olan bakterilerin büyümesini kısıtlayarak, aşırı mide asidini düşürüyor ve ülserlerin azalmasını sağlıyor.
KARABİBER Kilo kaybı da dahil olmak üzere sağlığa birçok fayda sağladığı iddia edilen güçlü bir bileşik olan piperin içeriyor. Piperin, karbonhidrat ve yağ metabolizmasını düzenleyerek egzersiz sırasında metabolizmayı hızlandırıyor. Yemeğe karabiber eklemek, kalori yakımını önemli ölçüde artırıyor.
KİMYON: Lezzetli aromasının yanı sıra özellikle kilo vermeye çalışanlar için birçok potansiyel fayda sunuyor. Diyette tüketildiğinde veya takviye olarak alındığında kolesterol düzeyini düşürüyor ve sağlıklı bir vücut ağırlığını destekliyor. Ayrıca, kan şekerini düşürüp kalp hastalığı riskini azaltıyor.
BİBERİYE: Hafızayı güçlendirip unutkanlığa engel oluyor. Kas ve eklem ağrılarını hafifletiyor. Kan dolaşımını artırıp saç köklerini güçlendiriyor ve dökülmelerini önlüyor. Sinüzit, migren, bronşit gibi üst solunum yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor. Doğal bir ağrı kesici olan biberiye, stresi de azaltıyor.
SAFRAN: Yemeklere altın sarısı renk katan safran güçlü bir antioksidan. Depresif belirtileri azaltıyor. Anti-kanser etkiler gösteriyor. İştahı baskılayarak kilo kaybına yardımcı oluyor. Kalp hastalığı risklerini azaltıp kan şekeri seviyesini düşürüyor. Alzheimer hastalarında hafızayı kuvvetlendiriyor.
NANE: Mideyi rahatlatıcı etkiye sahip. Pankreas, göğüs ve karaciğer tümör gelişimini yavaşlatırken; kolon, deri ve akciğer kanserlerini önlemeye yardımcı oluyor. Ayrıca, anti-mikrobiyal etkiler de gösterebiliyor. Ancak reflü hastalığı olanlara nane tüketmeleri önerilmiyor.
KİŞNİŞ: Antioksidan bakımından zengin olan kişniş; bağışıklık sistemini güçlendiriyor, içerdiği anti-bakteriyel bileşikler sayesinde vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor. Ağız kokusunun önlenmesini ve ağızda oluşan yaraların iyileşmesini destekliyor. Kemik sağlığının korunması ve geliştirilmesine yardımcı oluyor.
FESLEĞEN: Koyu yeşil rengiyle K vitamini, kalsiyum ve magnezyum açısından mükemmel bir kaynak. Aynı şekilde yoğun miktarda demir, manganez, C vitamini ve potasyum içeriyor. Gıda zehirlenmesine neden olan bakterileri etkisiz hale getirdiği biliniyor.
KEKİK: Eski dönemlerde kekiğin bronşit, boğaz ağrısı, göğüs tıkanıklığı ve astım tedavilerinde kullanıldığı biliniyor. Boğaz pastillerinin ve ağız gargaralarının bileşenleri arasında bulunuyor. Ayrıca; gastrit, hazımsızlık ve bağırsaklardan kaynaklı karın ağrısı gibi sorunlarda yatıştırıcı etkisi olduğu biliniyor.
KARANFİL: Enfeksiyonlara karşı etkili olan karanfilin sindirim problemlerini hafiflettiği ve iltihaplı eklem ağrılarına karşı etkili olduğu belirtiliyor. Yaygın olarak diş ve diş eti ağrısını gidermek için kullanılıyor. Vücutta meydana gelen sıyrık, kesik ve morarmalara uygulandığında iyileştirici etki de gösteriyor.












