ChatGPT DOSTUNUZ DEĞİL

Günümüzde çiftler, aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için giderek artan oranda yapay zekâ uygulamalarına başvuruyor. Bir başka deyişle, ilişkilerine bir üçüncüyü dahil ediyor. Ancak bu, sorunları çözmek yerine yenilerini doğuruyor.

İlişkilerde yaşanan sorunlar ve belirsizlikler karşısında çiftler, giderek daha sık yapay zekâya yöneliyor. Eşiyle yüzleşmenin getireceği kaygı, hüzün, korku gibi duygulardan kaçmak için yapay zekâyı tampon olarak kullanıyor. Bir başka deyişle, ilişkilerine bir üçüncüyü dahil ediyor. Yapay zekâya başvuran kişi, yapay zekâyla ittifak kurmaya çalışarak, partnerine karşı elini güçlendirmeyi amaçlıyor ve böylelikle partnere karşı bir savunma alanı yaratıyor. Bu tablo, ilişkide adeta bir mücadele alanı oluşmasına ve eşlerin birbirlerine kimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışmasına neden olan sağlıksız bir durumu ortaya çıkarıyor.

İlişkilerde sorunlar yaşandığında ya da belirsizliklerle karşı karşıya kalındığında bireylerin en sık hissettiği duyguların başında çaresizlik, kaygı ve üzüntü geliyor. Bu duygularla birlikte sorunun hızlıca çözülmesi ve belirsizliklerin ortadan kalkması yönünde güçlü bir beklenti oluşuyor. Partnerle konuşup sorunu masaya yatırmak ve çözüm üretmek yerine, daha kolay ve zahmetsiz olduğu düşünülen ChatGPT gibi yapay zekâ uygulamalarına yönelme eğilimi öne çıkıyor.

ChatGPT

KAÇMANIN DİJİTAL YOLU

Eşlerin bu yollara başvurmasındaki en önemli sebebi belirsizliklerden kurtulmak. Sorun yaşandığında, eşiyle yaşadığı problemlerin çözülemeyeceğine dair yoğun kaygı ve korku hisseden bireyler, partnerleriyle konuşmayı ya da tartışmayı tercih etmeyip bu duygularla yüzleşmek yerine çözümü yapay zekâ asistanlarına danışmakta arıyor.

Bu tutum, sorun yokmuş gibi davranma, odağı başka bir noktaya kaydırma ya da eşin ne düşündüğünü varsayma gibi hatalı baş etme biçimlerinin teknolojik bir yansıması. Eşiyle tartışan bireylerin haklı olup olmadıklarını ya da partnerlerinin ne hissettiğini ChatGPT’ye sorması ise oldukça endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da bir ilişkiyi bir algoritmaya emanet etmek o ilişkiyi farkında olmadan sona doğru sürükleyebiliyor.

GÖZÜNÜN İÇİNE BAKIN

Oysa asıl mesele, bir sorun ya da tartışma yaşandığında kişinin eşinin gözündeki ve gönlündeki yerinden emin olamaması ne kadar değerli ne kadar sevilebilir ve ne kadar vazgeçilmez olduğunu sorgulaması. Bu güven duygusu zedelendiğinde birey yanıtını bilmediği soruları ChatGPT’ye yöneltme eğilimi gösteriyor.

İlişkiyi iyileştirmek ve daha sağlıklı hale getirmek amacıyla kurulan bu yapay zekâ ittifakları ise çoğu zaman ilişkinin daha da karmaşıklaşmasına neden oluyor. Bireyin kendisini daha güvensiz, daha kaygılı ve daha korkulu hissetmesine yol açıyor.

Kısacası, eşinizle aranızdaki sorunu bir robota sormak, modern bir ‘zihin okuma’ hatasıdır. Siz eşinizin gözlerinin içine bakarak, onun ses tonundaki titremeyi duyarak almanız gereken cevabı soğuk bir ekrandan okumaya çalışıyorsunuz. İlişkinizin ihtiyacı olan şey ‘mantıklı’ bir veri analizi değil, ‘duygusal’ bir temas. Yapay zekâ size ‘Haklısınız’ diyebilir ama o gece sarılıp uyuyacağınız kişi yapay zekâ değil, eşiniz. İlişkinizi verilere değil, birbirinizin kalbine ve niyetine emanet edin.

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir