BOSTANLI GASTRONOMİ SOKAĞI
İzmir, her dönem kendine özgü lezzet kültürü yaratmayı başarmış bir şehir. Ancak son yıllarda bu kültürün en canlı, en hareketli, en hızlı gelişen durağı hiç kuşkusuz Bostanlı Gastronomi Sokağı.
Bir zamanlar sessiz bir ara sokakken bugün İzmir’in gastronomi ajandasına yön veren, genç girişimcilerin, yeni nesil şeflerin, butik konseptlerin buluşma noktası haline geldi. Bu sokak artık sadece bir sokak değil; yaşayan bir ekosistem, bir lezzet atölyesi, her gün yeni bir hikâyenin yazıldığı bir sahne…
Genç girişimcilerin ve vizyoner şeflerin sokağı Bostanlı Gastronomi Sokağı’nın en büyük farkı şu: Burada açılan mekânların çoğunun arkasında genç yaşta risk alan, hayal kuran, emek veren girişimciler ve eğitimli şefler var. Kimi Avrupa’daki sokak yemeklerinden ilham alıp kendi tariflerini oluşturuyor kimi Amerika’da öğrendiği teknikleri İzmir’e taşıyor kimi de ev lezzetini modern bir sunumla yeniden yorumluyor.
Smash burgeri Türkiye’ye ilk taşıyanlar da burada, Napoli’nin Panuozzo’sunu kendi dokunuşuyla sunan İtalyan mutfağı tutkunları da… Ev usulü pilavı akademik kariyerden gastronomiye adım atarak geliştiren kadın girişimciler de… Bu sokağın ruhu tam olarak bu: Cesaret, yaratıcılık ve samimiyet. Her köşe başında yeni bir hikâye…
Bu sokaktan doğan markaları yakın gelecekte Türkiye’nin dört bir yanında, belki de dünya şehirlerinde görebiliriz. Burası sadece bir sokak değil, İzmir’in gastronomi geleceğini şekillendiren bir laboratuvar.
Bu sokakta ‘yemek’ değil, ‘hikâye’ yeniyor. Çünkü bu sokaktaki her tabak bir girişimcinin cesaretini, bir kadının emeğini, bir şefin bilgisini, bir gencin hayalini anlatıyor. Bostanlı Gastronomi Sokağı büyüyor ve İzmir’in lezzet hafızasında kendine kalıcı bir yer açıyor.
///
(üst kısım ana yazıydı, bunlar mekanlar)
Genç şefin büyük hayali
İzmir’in gastronomi haritası her geçen gün genişliyor. Ancak bazı lezzet hikayeleri var ki hem genç enerjisiyle hem de doğru lezzet dokunuşlarıyla dikkat çekiyor. Bostanlı’da kısa sürede adı kulaktan kulağa yayılan ‘Sasso Fried Chicken’ tam da bu hikayelerden biri.
‘Şehrin En Çıtırı’ sloganıyla yola çıkan Sasso, bugüne kadar bildiğimiz çıtır tavuk ve burger konseptine yeni bir soluk getirmiş durumda. İzmir’de bu konsepti bu kadar net ve doğru uygulayan pek kimse yokken, Sasso’nun yakaladığı çizgi kısa sürede kendine sadık bir kitle oluşturdu bile…
Bostanlı’nın gastronomi sokağında yer alan Sasso hem doyurucu hem de şaşırtıcı derecede lezzetli ürünleriyle öne çıkıyor. Burgerler ayrı güzel, tavuk parçaları ayrı bir lezzet şöleni.
Sasso’nun arkasında 24 yaşında genç ama sektörü çok iyi tanıyan bir isim var: Ata Güner. Kendisi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Gastronomi Bölümü mezunu. Ama hem anne hem de baba tarafından da aile köklerinde aşçılık bulunan, gastronomi genleri adeta doğuştan gelen biri. Baba Hamdi Güner, 10 yaşından beri mutfağın içinde… Hal böyle olunca Ata Güner de adeta gastronominin içinde büyümüş.
1 yıl önce 6 masalı, 27 metrekarelik küçük bir dükkânda yola çıkan Sasso bugün 260 metrekarelik, 80 kişi kapasiteli bir mekâna dönüşmüş durumda. Müşteri kitlesi ağırlıklı olarak 14-40 yaş aralığında. Bu da markanın gençlerle güçlü bir bağ kurduğunu gösteriyor.
Bostanlı’dan doğup Mavişehir Mavibahçe’de ikinci şubesini açan ve hedefine Türkiye çapında ve yurt dışında tanınan bir marka olmayı koyan bu başarı hikayesi, doğru lezzet, doğru işletmecilik ve genç bir vizyonun birleştiğinde neler olabileceğini göstermesi açısından ilham verici.
///
Avrupa’nın sokak tatları Quattro Gusti’de buluştu
Bostanlı Gastronomi Sokağı son yıllarda birbirinden özel lezzet duraklarına ev sahipliği yapıyor. Ancak bazı mekanlar var ki konsepti, lezzeti ve arkasındaki birikimle fark yaratıyor. Geçtiğimiz yılın ocak ayında kapılarını açan ‘Quattro Gusti’, Avrupa sokak lezzetlerini İtalya’nın lezzet kültürüyle harmanlayarak Bostanlı’ya bambaşka bir tat getirmiş durumda.
Avrupa’nın köklü otel gruplarında önemli görevlerde bulunmuş şef Bülent Elmas imzası taşıyan Quattro Gusti’nin kapısından içeri adım attığınız anda kendinizi Bostanlı’da değil, İtalya’nın Napoli sokaklarında ya da Berlin’de bir döner tezgahında gibi hissediyorsunuz. Panuozzo, orijinal tariflerle hazırlanmış Berlin Döneri, Avrupa sokaklarını İzmir’e taşıyan özel sandviçler ve İtalyan ağırlıklı zengin menü…
Türk mutfağı ile İtalyan mutfağının harmanlandığı bu küçük ama güçlü mekân, kısa sürede gastronomi meraklılarının yeni gözdesi oldu. Quattro Gusti, Avrupa sokaklarını İzmir’e getirirken, bunu taklitten çok bir yorumlama anlayışıyla yapıyor. Bu nedenle sadece bir restoran değil; lezzetiyle, yaklaşımıyla ve kalite çizgisiyle bir gastronomi deneyimi sunuyor.
///
Aynı ruh farklı konsept: Burger Street & Strada
Bostanlı Gastronomi Sokağı bugün İzmir’in en canlı, en yaratıcı ve en hızlı büyüyen gastronomi noktalarından biri. Her gün yeni bir mekânın kapılarını açtığı, her köşede farklı bir hikâyenin piştiği bu sokak aslında bir lezzet laboratuvarı gibi. Ve bu laboratuvarın içinde bazı işletmeler var ki hem fikirleri hem de lezzetleriyle sokağın ruhunu oluşturan temel taşlardan biri haline gelmişler. İşte, ‘Burger Street’ ve ‘Strada’ onlardan sadece ikisi.
Burger Street’in hikâyesi, kurumsal yöneticilikten gastronomiye uzanan bir lezzet yolculuğu. Murat Yalçındağ ve ortağı Murat Üzülmez, yemek yemeyi o kadar seviyorlar ki bu tutku sonunda 2019’da kendi markalarını yaratmalarına vesile oluyor.
Üstelik öyle sıradan bir hikâye değil bu… Bostanlı Gastronomi Sokağı daha yeni yeni şekillenmeye başlarken, buradaki ilk smash burger mekanlarından biri oluyorlar. Smash burgeri Türkiye’de ilk deneyimleyenlerden biri olmak da onlara ait bir unvan.
Yani, kıyma topunun sıcak döküm tavaya bastırılarak pişirildiği, kenarları çıtır, yüzeyi karamelleşmiş, saf et tadını veren bir hamburger çeşidi. Hiçbir bağlayıcı yok. Hiçbir katkı yok. Lezzet tamamen tekniğe emanet. Kullanılan et 5 numaralı aynada çekiliyor, +4 derecede bir gün bekletiliyor. Her şube kendi ekmeğini kendi yapıyor. Her sabah, taze taze. Bugün İzmir’de 5 şubeye ulaşan Burger Street, kendi reçetelerini geliştirmiş, kendi çizgisini oluşturmuş bir marka. Belli ki sadece hamburger yapmıyorlar, bir kültür inşa ediyorlar.
Strada’nın hikâyesi ise İtalya’da başlıyor. Orada gördükleri bir soğuk sandviç geleneğinden ilham alan ekip, Toscana yassı ekmeğini kendi sosları, kendi peynirleri ve kendi hazırladıkları ürünlerle birleştirerek özel bir konsept yaratıyor. Bugün 2’si İzmir, 2’si Ankara olmak üzere toplam 4 şubeyle hizmet veriyorlar. Strada’da her şey ince bir emekle başlıyor. Hamurun dokusu, malzemenin tazeliği, kullanılan peynirin aroması… Hepsi bir lezzet hikâyesinin parçası. Mekânın en büyük farkı, “Siz seçin, biz oluşturalım” konsepti. İsteyen kendi sandviçini kendi zevkine göre oluşturuyor; ev yapımı soslardan, şarküteri reyonundan, peynirlerden dilediğini seçiyor.
Birbirinden tamamen farklı iki konsept, ama aynı sokağın aynı ruhuna hizmet eden iki başarı hikayesi.
Biri Amerika’nın smash burger kültürünü Türkiye’ye taşıyor, diğeri Avrupa’nın sandviç ruhunu Türk damak tadına uyarlıyor. İkisi de ekmeği, eti, reçeteyi, tekniği ve lezzeti kendi bilek güçleriyle üreten markalar.
///
Müzikten söğüşe uzanan bir girişimcilik hikayesi
Bostanlı Gastronomi Sokağı’ndan söz edip de söğüşten bahsetmemek mümkün mü? İzmir’in sokak lezzetlerinin kalbi sayılan, şehrin hafızasına kazınmış o özel tat… Bu sokağın olmazsa olmaz halkasıdır söğüş. İşte tam da bu yüzden durağımız, adını hızla duyuran ‘ByTuğ Söğüş’. ByTuğ Söğüş’ün ardındaki isim Tuğçe Sayraç, konservatuvar mezunu bir müzik öğretmeni… Yani; disiplinin, ritmin, armoninin içinden gelen biri.
ByTuğ Söğüş, Gastronomi Sokağı’nın gürültülü çeşitliliği içinde sessiz ama güçlü bir lezzet adası… Kökleri eskilere dayanan bir kültürü, genç bir kadının emeğiyle bugün yeniden yorumlayan bir mekân. Bu sokakta her durak bir hikâye ama ByTuğ’unki biraz daha derinde: Aile, kültür, lezzet ve emek aynı tabakta.
///
Bilkent’ten Bostanlı’ya uzanan tane tane yolculuk
Bostanlı Gastronomi Sokağı her geçen gün yepyeni hikayelere, yepyeni tatlara ev sahipliği yapıyor. Bu sokağı özel kılan sadece çeşitlilik değil, aynı zamanda bu çeşitliliğin arkasında duran insanların hikayeleri… İşte, ‘Tavuk De Döner’ tam da böyle bir hikâyenin ürünü. Kahramanı Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezun Ece Tunçer… Burası sadece bir pilavcı değil; bu sokağın çeşitliliğinin, yaratıcılığının ve kadın girişimciliğinin en güzel örneklerinden biri. Sade ama özgüvenli bir mekân… Küçük ama lezzeti büyük. Bostanlı’ya yakışan türden.





