Sağlığın geleceğini tasarlayan bir lider

Metropol Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Algül’ün İzmir Şemikler’deki mütevazı başlangıcından vizyoner bir sağlık ekosistemine uzanan yolculuğu hem İzmir’in yerel dokusunu hem de geleceğin tıp teknolojilerini birleştiren çok güçlü bir hikâye barındırıyor.

2005 yılında Karşıyaka Şemikler’de küçük bir klinikle başlayan o ilk adımın bugün Ege’nin sağlık vizyonunu şekillendiren dev bir ekosisteme dönüşeceğini kim bilebilirdi?

Dr. Ali Algül için bu yolculuk sadece bir kariyer hikayesi değil; hekimlik disiplini ile vizyoner yöneticiliğin, teknoloji ile empatinin harmanlandığı bir ‘insana dokunma’ serüveni.

Çiğli’deki teknoloji üssünden Balçova’nın termal şifasına, yapay zekâlı cerrahiden ‘ilaç kokmayan’ hastane felsefesine kadar sağlığın geleceğini kurgulayan Dr. Algül’le Mersin’den İzmir’e uzanan ilham dolu öyküsünü, tıp dünyasındaki kırılma noktalarını ve ‘önce insan’ diyen o sarsılmaz mottosunu konuştuk.

Sağlıkta sadece iyileştirmeyi değil, sağlıklı kalmayı bir yaşam kültürü haline getiren Metropol Sağlık Grubu’nun mimarıyla, geçmişin tecrübesinden geleceğin dijital tıbbına uzanan bir ufuk turuna davetlisiniz.

GÜVEN, KALİTE, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

* 2005’te İzmir Şemikler’de başlayan yolculuğunuz bugün dev bir sağlık grubuna dönüştü. Geriye dönüp baktığınızda, Metropol Sağlık Grubu’nun başarısındaki kırılma noktası neydi?

– 2005’te küçük ama büyük hayallerle başladık. Bizim için kırılma noktası aslında tek bir olay değil, üç şeyin birleşimiydi: Güven, kalite ve sürdürülebilir vizyon. Hastalarımıza her zaman ‘önce insan’ yaklaşımıyla yaklaştık. Tıbbi kaliteyi yükseltirken aynı zamanda kurumsallaşmaya önem verdik. Bu yaklaşım, Metropol’ü bir klinikten bir sağlık ekosistemine dönüştüren temel güç oldu.

* Aktif hekimlikten bu kadar büyük bir yapıyı yöneten bir şekle dönüşmek hayata bakışınızı nasıl değiştirdi?

– Hekimlik bana insanın en kırılgan anlarına tanıklık etmeyi öğretti. Yönetici olmak ise sistem kurmanın sorumluluğunu getirdi. Artık sadece bir hastayı değil, binlerce hastaya hizmet veren bir organizasyonu düşünmek zorundayım. Ama içimdeki hekim hâlâ aynı. Karar verirken hâlâ ilk sorduğum soru şu oluyor: “Bu karar hastaya gerçekten fayda sağlar mı?”

HASTAYI MERKEZE ALAN BİR MİMARİ

* Çiğli’deki yeni hastaneyi ‘Tıp merkezlerinin çok ötesinde’ diye tanımlıyorsunuz. Burayı rakiplerinden ayıran en temel teknolojik veya felsefi fark nedir?

– Biz hastaneyi sadece tedavi yapılan bir bina olarak görmüyoruz. Çiğli’de kurduğumuz yapı, teknoloji, konfor ve multidisipliner tıbbın birleştiği bir sağlık platformu. Yapay zekâ destekli radyoloji, ileri görüntüleme sistemleri ve dijital hasta yönetimi bunun teknik tarafı. Ama asıl fark felsefede: Hastayı merkeze alan bir sağlık mimarisi.

* Ameliyatlarda ve radyolojide yapay zekayı kullandığınızı söylüyorsunuz. Sizce yapay zekâ bir gün doktorun yerini alabilir mi?

– Ben yapay zekayı doktorun rakibi değil, en güçlü yardımcısı olarak görüyorum. Tıp yalnızca veri değil, aynı zamanda sezgi, deneyim ve empati gerektirir. Yapay zekâ tanı doğruluğunu artırabilir ama hastanın gözlerine bakıp güven veren şey hâlâ doktordur.

ENTEGRE BİR YAŞAM MERKEZİ OLACAK

* “Hastanemiz ilaç kokmuyor” diyorsunuz. Mekânın konforu ve estetiği iyileşmeyi etkiler mi?

– Kesinlikle etkiler. Bilimsel çalışmalar da bunu destekliyor. Hastanın bulunduğu ortamın ışığı, rengi, kokusu ve mimarisi psikolojiyi doğrudan etkiliyor. İyileşme yalnızca ilaçla değil, insanın kendini güvende ve huzurlu hissetmesiyle hızlanır.

* Balçova’daki termal sağlık projesi İzmir’i nasıl değiştirecek?

– Balçova’daki proje yalnızca bir hastane değil; termal tedavi, yaşlı bakım ve sağlık turizmini birleştiren entegre bir yaşam merkezi olacak. Bu model Avrupa’da çok başarılı. İzmir’i özellikle geriatrik sağlık turizminde önemli bir merkez haline getirebilir.

* Yeri gelmişken, Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumunu nasıl görüyorsunuz? İzmir yeterince pay alabiliyor mu?

– Türkiye sağlık turizminde dünya liginde çok güçlü bir oyuncu. Ancak İzmir bu potansiyelin henüz tamamını kullanmıyor. Oysa İzmir; iklimi, ulaşımı, kültürü ve tıp altyapısıyla Avrupa’ya çok yakın bir sağlık destinasyonu olabilir.

EN ÖNEMLİ SERMAYE HASTA GÜVENİ

* Sağlıkta etik ile ticari başarı arasındaki çizgi nasıl korunur?

– Bu çizgiyi korumanın tek yolu şeffaflık ve mesleki etik. Sağlık sektöründe ticari başarı mümkündür ama etikten taviz verilirse güven kaybedilir. Bizim için en önemli sermaye hastanın güvenidir.

* Her yere tıp fakültesi açılmasına karşısınız. Neden?

– Tıp eğitiminde nicelik değil, nitelik önemlidir. Çok sayıda fakülte açmak kolaydır ama iyi eğitilmiş hekim yetiştirmek zordur. Geleceğin en büyük sorunu gerçekten nitelikli sağlık insan kaynağı olabilir.

10 YIL SONRA ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK

* Binlerce kişiye iş imkânı sağlamak nasıl bir sorumluluk?

– Çok büyük bir sorumluluk. Bir kurumda çalışan herkes aslında o kurumun ruhunu oluşturur. Biz Metropol’de çalışanlarımızı sadece personel olarak değil, bir aile ve bir misyonun parçası olarak görüyoruz.

* Yatırım iştahınızı en çok ne kaçırıyor?

– Sağlık sektöründe en zor konu mevzuatın öngörülebilirliği. Yatak sayısı ve kadro planlamalarının daha rasyonel olması yatırımların hızını artıracaktır.

* Sizce önümüzdeki 10 yılda hastane deneyimi nasıl olacak?

– Hastaneler sadece hastalanınca gidilen yerler olmaktan çıkacak. Önleyici tıp, dijital takip ve kişiselleştirilmiş sağlık ön plana çıkacak. Geleceğin hastanesi aslında insanın sağlıklı kalmasına yardım eden bir merkez olacak.

İZMİR BANA ÇOK ŞEY KAZANDIRDI

* Mersin’den İzmir’e gelen genç Ali Algül’ün heyecanı hâlâ var mı?

– Kesinlikle var. İzmir bana özgür düşünmeyi, yenilikçi olmayı ve vizyon sahibi olmayı öğretti.

* Kamu görevi yaptığınız yıllar size ne kattı?

– Kamu hizmeti bana disiplin, sorumluluk ve toplum perspektifi kazandırdı.

DENGELİ BESLENİRİM

YÜRÜYÜŞÜ AKSATMAM

* Bir gününüz nasıl başlar?

– Genelde erken başlar. Sabah erken saatlerde düşünmek ve plan yapmak için kısa bir zaman ayırırım. Günüm yoğun toplantılar ve saha ziyaretleriyle geçer.

* Kendi sağlığınızı nasıl koruyorsunuz?

– Dengeli beslenmeye ve yürüyüşe dikkat ediyorum. Yoğun tempoda bile beden ve zihni korumak gerektiğine inanıyorum.

* Zihninizi boşaltmak için ne yaparsınız?

– Doğa yürüyüşleri ve okumak. Bazen de tamamen sessiz kalmak.

EGE’NİN ZEYTİNYAĞLILARI

BENİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ

* Hafta sonu sizi nerede bulabiliriz?

– Çoğu zaman deniz kenarında yürürken. İzmir’de yaşamanın en güzel tarafı bu.

* Ege mutfağı mı Mersin mi?

– İkisi de kalbimde ayrı yerde. Ama Ege’nin zeytinyağlıları benim için vazgeçilmez.

* Şu an başucunuzda hangi kitap var?

– Genelde yönetim, tarih ve biyografi kitaplarını birlikte okurum.

* Müzikle aranız nasıl?

– Özellikle türkülerle aram iyi, bağlama çalmayı seviyorum.

* Evde nasıl bir babasınız?

– İş hayatındaki disiplin evde biraz daha yumuşar. Evde daha çok dinleyen bir babayım.

* Dünyada sizi etkileyen şehir?

– Barselona ve bazı Avrupa şehirleri. Orada sağlık sistemini ve hastane mimarisini incelemek hoşuma gider.

İNSAN İÇİN ÇALIŞ

GERİSİ ZATEN GELİR

* Hayat mottonuz nedir?

– İnsan için çalış, gerisi zaten gelir.

* Tıp öğrencilerine tavsiyeniz?

– Diploma önemlidir ama merak ve vicdan daha değerlidir.

* Kendinizi tek kelimeyle tanımlasanız?

 – Lider.

Paylaş

REKLAM ALANI

POPÜLER HABERLER

REKLAM ALANI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir