Sezer Altan

Ege’nin kalabalığa teslim olmayan son masallarından biri

Karaburun

Mimas’ın kekik kokulu rüzgârı kışın nergisle buluşur, turkuaz koylarında zaman yavaşlar. Burada berrak denizden daha fazlası var: Doğanın sofraya dönüşen hafızası. Dalında tatlanan hurma zeytini, keçi peyniri, nergis, enginar ve şifalı otlar… Karaburun’da yemek, toprağın ve denizin birlikte yazdığı sahici bir hikâyedir.

Mimoza, Badembükü ve İncirlikoy’un sessizliğinde anlarsınız ki; Karaburun turizm yarışına katılmamış, kendisi kalmayı seçmiştir. Betonlaşarak değil, korundukça büyüyen bu eşsiz coğrafya geleceğe tüketilen değil, saklanan bir miras olarak kalmalıdır. Çünkü Karaburun’un en büyük zenginliği hâlâ koruduğu doğallığıdır.

Köve

Yeni bir hikâye

Karaburun’un sessiz kıyılarında yeni bir gastronomi hikâyesi yükseliyor. Mordoğan’da denize karşı konumlanan ‘Köve’ yalnızca yemek sunan değil, bir coğrafyanın ruhunu anlatan sofralardan. Şefler Ahmet Kantarcı ve Eray Karahan’ın İstanbul’dan Karaburun’a taşıdığı deneyim, burada toprağın bereketiyle buluşuyor. Adını ‘köye ve köke dönüş’ten alan Köve’nin mutfağında mevsimler konuşuyor. Yerel üreticilerden alınan ürünlerle şekillenen mönü, Ege’nin geleneksel lezzetlerini çağdaş bir çizgiyle buluşturuyor. Köve’nin en etkileyici yanı ise ruhunu kaybetmeden yeniyi kurabilmesi.

Bir kadın emeği

Mavi Boncuk

Karaburun’un Kösedere Köyü’nde Şükran Kandıralı’nın gözlemeyle başlattığı ‘Mavi Boncuk’un hikâyesi, bugün Londra’ya kadar uzanan ilham verici bir yolculuğa dönüştü. Kösedere’nin yerel lezzet hafızasını yaşatan bu mütevazı sofra; hurma zeytini, kekik balı, keçi peyniri ve otlu gözlemesiyle toprağın bereketini sergiliyor. Karakılçık buğdayı, ısırgan, pazı ve yöresel peynirlerle hazırlanan otlu gözleme ise bu mutfağın adeta ruhunu özetliyor. Terra Madre deneyimi ve atıkları toprağa geri kazandıran sürdürülebilir mutfak anlayışıyla Mavi Boncuk, yalnızca karın doyuran değil, toprağa ve emeğe sahip çıkan bir felsefeyi temsil ediyor.

///

Ergin Pansiyon & Albatros Restoran

Yılların ustalığı

Karaburunluların ‘Bodrum’ diye andıkları kıyı bölgesinde hizmet veren Ergin Pansiyon & Albatros Restoran, yarımadanın en köklü konaklama duraklarından biri. Ergin Ayvaz’ın emeğiyle biçimlenen işletme, denize sıfır konumu, kendine ait plajı ve huzurlu atmosferiyle konaklamanın ötesinde sıcak bir Ege deneyimi sunuyor. Pansiyonun kıyısındaki restoranı Albatros ise salaş ve samimi ruhuyla Karaburun’un balıkçı sofrası kültürünü yaşatıyor. Albatros’un asıl lezzeti yalnızca tabakta değil; dalga sesinde, gün batımının ışığında ve dost sofralarının sıcaklığında saklı.

///

Fintoz Butika & Amaranda Restoran

Sıra dışı bir adres

Bazı yerler konaklama sunar, bazıları ise başka bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatır. Karaburun’un Sakız Adası’na karşı güneşi uğurlayan Çukurköy’ündeki Fintoz Butika, işte böylesi sıra dışı bir adres. Yaklaşık 600 yıllık taş evleri, zeytin ağaçları ve sessizliğiyle Çukurköy, yaşayan bir Ege hafızası. Fintoz da bu hafızayı koruma hayaliyle doğmuş, terk edilmiş taş evleri yeniden hayata kazandırmış. Fintoz’un kalbindeki Amaranda Restoran ise bu hikâyeyi sofraya taşıyor. Gün batımında Sakız Adası’na karşı kurulan sofralar, bahçedeki yaban mersinleri, yerel ürünler ve doğayla iç içe anlayışla bir lezzet ritüeline dönüşüyor. Fintoz Butika’da geçmişe dokunup geleceğe bakıyorsunuz, zaman burada gerçekten biraz daha yavaş akıyor.

Paylaş