Nefesiniz mucizeniz

Nefes alışkanlığınızın yaşamınızı etkilediğini biliyor musunuz?

Nefesiniz değiştiğinde yalnızca nefes alış şekliniz değil; kendinizle, bedeninizle ve hayatla kurduğunuz ilişki de değişmeye başlar.

Belki de uzun zamandır aradığınız dönüşüm sandığınız kadar uzakta değildir.

Belki de ilk adım, şu an aldığınız nefestedir.

Nefes yalnızca yaşamımızı sürdüren fizyolojik bir işlev değildir.

Aynı zamanda bedenimizin, duygularımızın ve zihnimizin ortak dilidir.

Gün içinde nasıl nefes aldığınız; stresinizi, huzurunuzu, kaygınızı, yaşam enerjinizi ve hatta olaylara verdiğiniz tepkileri sessizce yansıtır.

Yıllardır nefes çalışmaları yapan biri olarak şunu çok net gözlemledim:

Nefes değişmeye başladığında insanın kendisiyle kurduğu bağ da değişmeye başlıyor.

Daha önce fark edilmeyen duygular görünür oluyor, beden gevşiyor, zihin sakinleşiyor ve kişi yaşamı başka bir yerden deneyimlemeye başlıyor.

Nefesiniz size sizi anlatıyor, farkında mısınız?

Yaşam biçiminizi…

Duygularınızın yoğunluğunu…

Gerginliğinizi…

Huzurunuzu…

Bırakamadığınız yükleri…

Kaygılarınızı…

Yorgunluğunuzu…

Neşenizi…

Heyecanınızı…

Sevginizi…

Korkularınızı…

Hepsini…


Nefes bedeninizde dolaşırken bazı bölgelere rahatça ulaşır, bazı bölgelerde ise sanki duraksar.

Bazen göğsünüzde sıkışır, bazen karnınıza hiç inmez, bazen de omuzlarınızın arasında kaybolur.

İşte o duraklamalar, çoğu zaman yaşam öykünüzün sessiz izlerini taşır.

Çünkü nefesiniz yalnızca ciğerlerinizi değil, hayatınızın hikâyesini de taşır.

Şimdi kendinize küçük bir soru sorun:

Nefesinizin gerçekten farkında mısınız?

Gün boyunca size eşlik eden nefesiniz size ne anlatıyor?

Sık sık nefesinizi tuttuğunuzu fark ediyor musunuz?

Elbette korku anında nefesin tutulması bedenimizin doğal bir savunma mekanizmasıdır.

Aniden önünüze çıkan bir araba karşısında nefesinizi tutmanız son derece normaldir.

Beden sizi korumak için saniyeler içinde harekete geçer.

Peki, ya deniz kenarında gün batımını izlerken…

Ya da sevdiğiniz bir müziği dinlerken…

Ortada gerçek bir tehlike yokken de nefesinizi tuttuğunuzu fark ediyorsanız…

İşte o zaman bedeniniz değil, zihniniz alarm veriyor olabilir.

Zihniniz geçmişte yaşadıklarını tekrar ediyor ya da gelecekle ilgili kaygılar üretiyorsa, bedeniniz bulunduğu ana rağmen kendini tehdit altındaymış gibi algılayabilir.

Bunun sonucunda nefes yüzeyselleşir, kesik kesik olur.

Ardından derin nefes alma ihtiyacı, nefes açlığı ve hatta “Nefes alamıyorum” hissi ortaya çıkabilir.

Oysa, bedeninizin bulunduğu yerde siz de olabilseniz…

Dikkatinizi zihninizden alıp bedeninize getirebilseniz…

Sadece o ana dönebilseniz…

Nefesiniz yavaş yavaş derinleşmeye başlar.

Diyafram yeniden harekete geçer.

Ve bedeniniz size sessizce şu mesajı verir:

“Artık güvendesin.”

Belki de huzur, sandığınız kadar uzakta değildir.

Belki de tek bir bilinçli nefes kadar yakındır.

***
Bir sonraki yazımda ‘nefesin beden haritası’nın ilk durağını birlikte keşfedeceğiz.

Nefesin bedenimizde hangi bölgelerde tutulduğunu, bunun bize hangi duyguları anlattığını ve bedenimizin sessiz mesajlarını birlikte okumaya başlayacağız.

Çünkü beden konuşur…

Nefes anlatır…

Paylaş