HAYATIN TA KENDİSİ
Yeniden başlamanın mevsimi
Bazı başlangıçlar takvimle gelmez, içimizde olur.
Sessizce filizlenir, büyür ve bir gün kendini hatırlatır: “Şimdi zamanı.”
Hayatın tam da böyle bir yerindeyiz.
Kışın ağırlığını geride bırakırken, baharın ilk nefesiyle birlikte yeni bir derginin ilk sayısının sayfalarını da aralıyoruz.
Bu sayfalar yalnızca bir yayının başlangıcı değil, aynı zamanda yeniden doğuşu, umudu ve değişimin gücünü anlatan bir yolculuğun ilk adımı.
***
Bazı zamanlar vardır; hayat bizi yavaşlatır, içimize döndürür ve beklemeyi öğretir.
Sonra bir gün, fark etmeden içimizde bir kıpırtı başlar.
Sanki uzun bir kış bitmiş de kalbimizin bir yerinde bahar usulca yerini almaya başlar
Mart ayı tam da böyle bir eşik.
Hem hatırlatan hem uyandıran hem de yeniden başlama cesareti veren bir zaman…
8 Mart Dünya Kadınlar Günü yalnızca bir tarih değil; yaşamın her alanında var olan, çoğu zaman sessizce taşıyan, onaran, büyüten kadınların gücünü fark ettiğimiz bir durak.
Kadının gücü çoğu zaman yüksek sesle değil; sabırla, şefkatle ve vazgeçmeyen kalbiyle kendini gösterir.
Kırıldığı yerden yeniden toparlanabilme hali, en zor zamanlarda bile içindeki ışığı koruyabilmesidir.
Kadın, doğa gibidir.
Bazen durur, bazen susar, bazen dinlenir…
Ama zamanı geldiğinde yeniden filizlenmeyi mutlaka bilir.
***
Ve ardından 21 Mart gelir: Nevruz…
Toprağın uyanışı, baharın gelişi, kışın bittiğini müjdeleyen o kadim eşik.
Doğanın kendini yenilediği, hayatın yeniden nefes aldığı bir başlangıç anı.
Belki de bu yüzden Nevruz sadece doğanın değil, insanın da içsel uyanışıdır.
Uzun süren yorgunlukların, bekleyişlerin, içimizde biriktirdiklerimizin ardından gelen taze bir nefes gibi…
Kadın ve doğa aynı döngüyü taşır aslında.
İkisi de üretir, büyütür, korur ve zamanı geldiğinde yeniden doğar.
Hayatlarımıza, yaşanmışlıklarımıza baktığımızda kaç kez yeniden başladığımızı çoğu zaman fark etmeyiz.
Bazen bir vedadan sonra, bazen bir kararın eşiğinde, bazen de sadece içimizden gelen bir sesle…
Ve her defasında içimizde bizi ayağa kaldıran o derin güçle karşılaşırız.
8 Mart bize bu gücü hatırlatır.
21 Mart ise bu gücün yeniden yeşerebileceğini…
Biri kadının varlığını, emeğini ve direncini onurlandırırken; diğeri hayatın her şeye rağmen yeniden başlayabildiğini fısıldar bize.
Belki de bu yüzden mart, en çok kalbime dokunan aylardan biridir.
Hem hatırladığımız hem güçlendiğimiz hem de içimizde yeni bir sayfa açtığımız…
Çünkü her kadının içinde -ne yaşarsa yaşasın- yeniden başlayabilecek bir bahar mutlaka vardır.
Sevgimle sardım…





