Zihnin hamster çarkı

Gee yatağa yattınız… Gözleriniz kapalı ama zihniniz hâlâ çalışıyor.
Gün içinde söylediğiniz bir cümle yeniden aklınıza geliyor.
“Acaba yanlış mı anlaşıldım?”
Bir düşünce diğerini çağırıyor.
Sonra bir yenisi…
Ve bir süre sonra fark ediyorsunuz ki, bedeniniz yatakta ama zihniniz çoktan başka yerlere gitmiş.
Son yıllarda bu duruma verilen bir isim var: Overthink…
Yani, aşırı düşünmek…

Bir düşüncenin zihinde tekrar tekrar dönmesi.
Bazen gün içinde nerede olduğunuzu unutturan bazen de gece uykularınızı kaçıran bir zihinsel döngü…
Sürekli analiz eden, eleştiren ve çözüm bulmaya çalışan bir sisteme, yani zihne kendini kaptırmak.
Ben buna çoğu zaman ‘hamster çarkı’ metaforuyla bakıyorum.
Hamster, çarkın içinde hızla koşar.
Çok hareket eder ama aslında hiçbir yere gitmez.
Overthink de tam olarak böyledir.
Zihin sürekli çalışır, düşünceler hızlanır ama bizi gerçek bir çözüme götürmez.

Aksine, bulunduğumuz andan uzaklaştırır.
Ben danışanlarıma sık sık şu cümleyi söylerim:
“Zihnin neredeyse sen oradasın.”
Eğer zihnin geçmişteyse, geçmişin keşkeleri ve pişmanlıkları içinde kaybolursun.

Gelecekte ise kaygının içinde kalırsın.
Oysa, beden sadece şimdiki anı bilir.
Overthink başladığında aslında olan şey şudur:
Kişi zihninde yaşamaya başlar ve bedeniyle olan temasını kaybeder.
İşte bu yüzden çıkış yolu zihni zorla susturmak değildir.
Çıkış yolu bedene geri dönmektir.
Zihinden çıkıp bedene gelmek…
Bunun için çok basit ama etkili bir farkındalık pratiği önerebilirim.
Ne zaman düşüncelerin sizi ele geçirdiğini fark ederseniz ve zihninizde kaybolduğunuzu hissederseniz, kendinize 5 dakikalık bir mola verin.
Önce bulunduğunuz ortamı gözlerinizle izleyin.
Sanki daha önce hiç görmemiş gibi etrafınızı keşfedin.
Renkleri fark edin.
Işığın yansımasını fark edin.
Dokuları fark edin.
Sonra kulaklarınıza gelin.
Ortamdaki sesleri tek tek duymaya başlayın.
Belki bir kuş sesi belki rüzgârın sesi belki uzaktan gelen bir korna belki de bir insan sesi…
Ardından kokulara dikkat edin.
Bulunduğunuz yerde nasıl bir koku var?
Sonra tat alma duyunuza gelin.
Ağzınızdaki tadı fark edin.
Belki en son içtiğiniz kahvenin hafif bir izi, belki de nötr bir tat…
Ve en sonunda nefesinize gelin.
Nefesinizi değiştirmeye çalışmadan sadece izleyin.
Burun deliklerinizden içeri dolan havanın bedendeki yolculuğunu takip edin.
Göğsünüzün yükselmesini, diyaframınızın dolmasını fark edin.
Sanki suyun kıyıya vurması gibi, nefesinizin kendi doğal ritmini izlemeye devam edin.
Son olarak ayak tabanlarınızı fark edin.
Yerle temasını hissedin.
Birkaç dakika sonra fark edeceksiniz ki, zihniniz biraz önceki hızında değil.
Çünkü artık hamster çarkından indiniz.
Ve yeniden bedeninize, yani şimdiye döndünüz.
Unutmayın:
Zihnin neredeyse siz oradasınız.
Ama 5 duyu ile farkındalığa döndüğünüzde yeniden buradasınız.

Paylaş

Yazarın Diğer Yazıları