Bedeninizin sessiz dili: Nefes

İlk yazımızda nefesimizin bize bizi anlattığından söz etmiştik.
Peki, nefes neden bazı bölgelerde kolaylıkla akmaz?
Bedenimizde nefesin hareketini sınırlayan ne vardır?
Nefes alış şeklimiz yalnızca fizyolojik bir alışkanlık değildir.
Duruşumuz, günlük yaşamımız, stres düzeyimiz ve duygularımız nefesimizin ritmini ve bedenimizdeki hareketini etkileyebilir.
Bazen nefes göğüste daha yüzeysel kalır, bazen karın bölgesine ulaşmakta zorlanır, bazen de omuzlar ve boyun nefese gereğinden fazla eşlik eder.
İşte burada bedenimizin sessiz dilini dinlemeye başlayabiliriz.
KALP, NEFES VE İFADE
Kalp bölgesi ile ifade arasında güçlü bir sembolik bağ kurabiliriz.
Kendimizi güvende hissetmediğimizde, anlaşılmayacağımızı veya duyulmayacağımızı düşündüğümüzde içimize kapanabiliriz.
Sevgiyi sürekli veren ama almakta zorlanan, verme ve alma dengesini kaybeden bir yaşam biçimi de zamanla kendimizi ifade etme biçimimize yansıyabilir.
Söylemek isteyip söyleyemediklerimiz…
İçimize attığımız kırgınlıklar…
Bastırdığımız öfke…
Bazen bedenimizde bir gerginlik olarak kendini gösterebilir.
Nefes de bütün bu sürece eşlik eder.
Göğüs bölgesinde nefesin kısıtlandığını hissettiğimizde belki de kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Neyi söylemekten, neyi hissetmekten ya da neden sevgiyi kabul etmekte zorlanıyorum?”
Nefes çalışmaları sırasında bazı kişiler bu bölgede çalışırken duygusal bir rahatlama hissedebilir.
Güven, sevgi, kabul ve affetme duygularına alan açıldığında nefesin de daha özgür hissedilmesi mümkün olabilir.
İfade açıldıkça çene ve yüz kaslarının gevşediğini, nefesin daha doğal bir ritme kavuştuğunu da fark edebiliriz.
KONTROL MÜ, AKIŞ MI?
Göbek deliğimizin birkaç parmak üzerinde, karın bölgesinde zaman zaman sertlik veya yoğun bir gerginlik hissedebiliriz.
Sanki orada bir taş varmış gibi…
Nefes çalışmalarında bu bölge üçüncü çakrayla; kişisel güç, kimlik, irade ve kontrol duygusuyla ilişkilendirilir.
Nefes burada rahat akmadığında, bazen hayatın akışına güvenmekte zorlandığımızı fark edebiliriz.
Her şeyi kontrol etme arzusu, “Ben olmazsam bu işler nasıl yürür?” düşüncesi, kaybetme ya da başarısız olma korkusu bu gerginliğe eşlik ediyor olabilir.
Belki de beden burada bize şunu hatırlatıyordur:
Hayatı her zaman kontrol etmek yerine, bazen ona güvenerek akmayı da öğrenmek…
DİYAFRAM: HAYATA DOĞRU BİR ADIM
Nefesin hareketindeki en önemli merkezlerden biri diyaframdır.
Diyaframın özgürce hareket edebilmesi, nefesin karın bölgesine doğru doğal biçimde yayılmasına alan açar.
Bazen nefes karın bölgesinde yeterince hareket etmiyorsa kendimizi sıkışmış, kararsız veya harekete geçmekte zorlanıyor bulabiliriz.
Oysa; kendimizi olduğumuz hâlimizle kabul etmek, ne istediğimiz konusunda netleşmek, adım atabilmek, yeniden başlayabilmek ve başladığımız şeyi sürdürebilmek hayatla kurduğumuz ilişkinin önemli parçalarıdır.
Nefes karın bölgesinde özgürleştiğinde, insanın kendi merkezine yeniden dönmesi gibi bir his doğabilir.
Daha fazla hareket, yaşam enerjisi, cesaret ve hayattan keyif alma isteği…
Uzun süreli isteksizlik veya yaşam enerjisinde azalma yaşadığımız dönemlerde nefesimizin nasıl değiştiğine bakmak da kendimizle ilgili önemli ipuçları verebilir.
NEFESİ BIRAKMAK DA BİR BIRAKIŞTIR
Nefes almak kadar, nefesi kolaylıkla bırakabilmek de önemlidir.
Çünkü her nefesin bir gelişi ve bir gidişi vardır.
Bazen farkında olmadan nefesi tutar, tamamlamakta zorlanırız.
Nefes çalışmalarında bu durum, geçmişe tutunma, biriktirme ve bırakmakta zorlanma hâli üzerine düşünmemize alan açabilir.
Oysa, hayat da nefes gibidir.
Yeni bir şeyin gelebilmesi için eskisine yer açmak gerekir.
Geçmişi serbest bırakmak, yaşananları yok saymak değildir.
Artık bize hizmet etmeyen yükleri taşımamayı seçebilmektir.
Nefesini bırak…
Ve yeni nefesi karşıla.
Tıpkı kıyıya vuran bir dalga gibi…
Gelir, dokunur ve geri çekilir.
Ardından bir başka dalga gelir.
Nefes de böyle olmalı; bir nefes diğerini takip etmeli, gereksiz yere tutulmadan, takılı kalmadan akışını tamamlamalı.
Belki de hayatın bize sunduğu yeni fırsatları ve mucizeleri görebilmemiz için önce geçmişin yüklerini bırakmayı öğrenmemiz gerekir.
Nefesini bırak.
Yeniye yer aç.
Ve gelen nefesi karşıla.
Nefesimizin haritası, aslında bizim hikayemizin haritasıdır.
Belki de bedeninizi dinlemeye başladığınızda, nefesinizin size anlattığı hikâyeyi ilk kez gerçekten duymaya başlarsınız.
Çünkü beden konuşur…
Nefes anlatır…
Nefesiniz mucizeniz…





